Amerika'daki tehlike Müslümanlar değil İslamofobi

Amerika'daki tehlike Müslümanlar değil İslamofobi

The Nation yazarı Jashua Holland son makalesinde, Amerika için tehlikenin Müslümanlardan değil, yükselen İslamofobiden geldiğini belirtiyor.
Mepa Haber Merkezi

The Nation yazarı Joshua Holland İslam'ın şiddet içermeyen bir din olduğunun en önemli kanıtının Amerika'daki Müslümanlar olduğunu belirtiyor.

ABD'deki Müslümanların son yıllarda terör suçlamalarıyla karşı karşıya kalmasını da eleştiren Holland makalesinde şu ifadeleri kullanıyor: "11 Eylül'den bugüne kadar Müslümanların içinde bulunduğu terör saldırıları 64 kişinin ölümüyle sonuçlandı. Bu 14 yıl içerisinde Amerika Birleşik Devletleri’nde 200 bin cinayet işlenmiş. Ve ABD’de yalnız 2014 yılındaki toplu cinayetlerin sayısı bu terör saldırıların nerdeyse iki katı."

Amerika Birleşik Devletleri'nde terör saldırılarının abartıldığını ifade eden Holland, ABD'de bir insanın yıldırım düşme sonucu ölme ihtimalinin, terör saldırısında ölme ihtimalinden daha fazla olduğu gerçeğine dikkat çekiyor:

Biz Amerika’daki Müslümanlardan korkmak yerine, onların başarılarından ve topluma iyi entegre oldukları için müteşekkir olmalıyız. Bu fikir aşırıcıların korkunç terör saldırılarından sonra mantıksız görülebilir. Ama bir düşünelim, gerçekte olan Amerika birleşik devletlerinde terör hadiseleri çok nadir yaşanmaktadır. Ve Amerika’daki Müslümanların Yahudi ve Hristiyanlardan daha yüksek oranda aşırı görüşleri benimsemesine dair hiçbir kanıt yoktur.

 Ortadoğu’da şiddetin varoluşu dini liderler tarafından tanımlanan ‘Müslüman Kültür’ün özellikleriyle açıklanır. Ancak dünya genelinde 1.5 milyar Müslüman vardır ve bunlar yeknesak değildir. Aslında İslam’ın doğal bir şiddet içermediğine dair en iyi kanıtı Amerika toplumu sunabilir. Çünkü önem teşkil eden bir hakikat Müslümanların sosyal, ekonomik ve politik sorunların olmadığı yerde terörizme meyletmemelidir.

Mesela The Wall Street Journal, Amerikalı Müslümanları dünyanın geri kalanındaki Müslümanlara rol model olarak tarif etmişti. Ve yine 2009 yılında Gallup tarafından yapılan bir ankete göre, Amerika’daki her 10 Müslümandan yedisinin siyasi ılımlı ve liberal olduğu gözlemlenmişti. Daha kapsamlı anketlerdeyse, Amerikalı Müslümanların bu ülkede yaşamak için iyimser bakış açılarına sahip olduğu anlaşılıyor.

Bütün bunlar ABD’li Müslümanların başarılarını yansıtmaktadır aslında. Mesela ‘Behind the Backlash: Muslim Americans After 9/11’* kitabının yazarı ve Colorado Üniversitesi’nde bir sosyolog olan Lori Peek’in Reuters’a yaptığı açıklamada şunları söylüyor: “Çalışmalar sonucunda, Müslüman göçmenlerin Amerikan toplumuna en entegre olmuş grup olduğunu gördük. Ve Müslümanların eğitime önem vermesi, Amerikan siyasetine katılması ve çeşitli topluluklarla yaşamaya eğilimli olduğu bu çalışmanın diğer bir sonucuydu.”

Bunun yanında Amerika’daki Müslümanlar dünyanın en zengin topluluğu olarak biliniyor. Pew’in bir raporuna göre, Müslümanların yüzde 45’i yılda 30 bin dolardan fazla kazanıyor. Bir bütün olarak hesaplandığında bu Amerikalılara göre yüzde 36 daha yüksek pay anlamına geliyor. Aynı şekilde Müslüman nüfusun kendi işine sahip olanların oranı, genel nüfusa göre daha fazla. Gallup’a göre Müslüman Amerikalıların yüzde 40’ı üniversite diplomasına sahip ve üçte birinin profesyonel bir işi var. Dikkat çekici diğer bir istatistikse, Müslüman kadınlar ülkenin en eğitimli insanlarından oluşmaktadır. Ve Müslüman erkeklere göre aynı oranda, evlerine uzak yerde çalışıyorlar. Ve cinsiyete göre maaş farkı diğer dini gruplara göre Müslümanlar arasında daha azdır.

ABD’deki Müslümanlar son yıllarda ciddi suçlamalarla karşı karşıya. Bu suçlamalardan biri de Amerika’daki Müslümanların yarısının terör örgütlerine yardım ettiği iddiasıdır. Ve bu tuhaf iddiaya Cumhuriyetçi Donald Trump, yurtdışındaki ABD vatandaşları dahil, bütün Müslümanların ülkeye girişimini engellemesi önerisinde bulundu. Ama bir matematik yapalım. Bu ülkede 3 ile 7 milyon arasında Amerikalı Müslüman bulunmaktadır.  Ve 11 Eylül’den bu yana Syed Rizwan’un geçen haftaki terör saldırısı dahil sadece 23 saldırı olmuş. Bu saldırıların da çoğu sofistike olmayan, çok acemi, otomobillerle ya da baltayla gerçekleştirilen saldırıları içeriyor. Ve 14 yıldan bugüne kadar bu iğrenç terör saldırılarında 64 kişinin ölümüyle sonuçlandı. Aynı dönemde içerisinde Amerika Birleşik Devletleri’nde 64 kişinin dışında 200 bin cinayet yaşanmış. Ve ABD’de yalnız 2014 yılındaki toplu cinayetlerin sayısı bu terör saldırıların nerdeyse iki katı.

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan ‘New America’ tarafından tutulan bir veritababına göre, gayrimüslimler tarafından işlenen ve birçoğu ölümcül olan saldırılar Müslümanlar aşırıcıların işlediklerinin 3 kat daha fazla.

Sosyolog Charles Kurzman tarafından yapılan bir başka araştırmaya göre 2014 yılının sonuna kadar 230 Müslüman terör suçlarına karışmış. Ama bunların çoğunda ISIS gibi gruplara katılmak için yurtdışına gitmeyi planlamak vardı. – Son birkaç yıldır 3000 civarında kişinin Avrupa Birliği’ne bu amaçla seyahat yaptığı tahmin edilmektedir. – Fakat toplamda 11 Eylül’den bu yana Syed Farook saldırısı dahil sadece 112 Müslüman’ın planlı terörist saldırısı söz konusu olmuştur. Yani milyonlarca Müslüman nüfusu içerisinde yılda yaklaşık sekiz kişi bu suçlara karışmıştır. Ve Kurzman’a göre “Gizli ajanlar ve muhbirlerin silah ve patlayıcı sağladığı terör saldırılarının üçte ikisi erkenden fark edilerek müdahale edilmiştir. Ve yine sivil liberaller bu terör saldırılarına katılan gençlerin, ne yaptıklarını tam olarak bilmediği ve tuzağa düşürüldüğünü söylüyor.”

Burada önemli olan diğer mesele şudur. Yıllardır Amerikalı Müslümanlar, birçok Hristiyan, Yahudi ve yeni ateist tipleri tarafından İslam’ın Batı demokrasisi ile bağdaşmadığını ifade etti. Geçen ay, Amerikan Değerler Araştırması yapıldı. Ve bu araştırmada ankete katılan Amerikalı cumhuriyetçilerin yüzde 76’sı İslam’ı Amerika yaşam tarzı ile olumsuz olduğuna inandığını ifade etti.  Oysa İslam bu ülkenin kuruluşundan önce dahi bu ülkenin bir parçasıydı. Aynı şekilde İslam’ın demokrasiyle bağdaşmadığını hep İslamcı köktendinciler tarafından söylendi. Ve bu fikre etki eden şey, ayrımcılığı tetikleyen zehirli bir İslamofobinin sonucuydu.  Onlar bu fikri Batı’nın İslam’a karşı savaş açmasından ve Irak, Afganistan işgallerinin yaşanmasından dolayı kabul etmiş olabilirler. Mesela uzmanlar ABD’nin Irak işgali sonrası, terörist gruplara katılma oranında ciddi artış yaşandığını söylüyor. Bütün bunların yanında birkaç küçük istinaslar dışında Amerikalı Müslümanlar İslamofobinin ve fundemantalizmin yanlış olduğunu kanıtlanmıştır.

Bu ülkede yüz binlerce insan ‘yumuşak hedef’ olabilecek alışveriş merkezlerinde, konserler, spor merkezlerinde ve gece kulüplerinde toplanıyor. Mesela federal hükümetin terör izleme listesinde bulunan bir kişinin bile, eline silah alması oldukça kolaydır. Ya da bir bomba oluşturmak için talimatlar sadece bir tık uzakta internetten bulunabilmektedir. Aslında biz bu açıdan şanslıyız. Eğer teröre eğilimli bir radikalleşen topluluk olsaydık, sık sık terör saldırılarıyla karşı karşıya olurduk. Ancak ülkemizde bir insanın yıldırım düşmesi sonucu ölmesi, terör saldırılarından dolayı ölmesinden daha yüksek ihtimalidir.

Bütün bunların sonucu bize şunları söylemektedir. İslam dini ve Müslümanlar iyi yönetilen, çoğulcu ve refah bir toplumda hiçbir sorun teşkil etmemektedir. Ve bütün bunlar İslam’ın bir sorun olmadığı anlamına gelir. Zaten İslam’ın sorun haline geldiği diğer ülkelerde İslami terörizm de körüklenmektedir.

Evet, biz İslamofobinin yanlış olduğunu bildiğimiz için şanslıyız. Zira bu bizim nezdimizde doğru olsaydı, sekiz milyon Amerikalı Müslüman ve ellerdeki 300 bin civarındaki silahla her gün bir California katliamı yaşanıyor olurdu.

Evet, bir dakika düşünelim ve Amerika’daki son derece başarılı Müslüman toplumu için şükredelim.

 

Kaynak: The Nation

Dünya Bülteni için çeviren: Hazinadar Hasan Hız