İran ve Esed rejiminin Suriye'yi Şiileştirme projesi: Halep Şiileşiyor mu?

İran ve Esed rejiminin Suriye'yi Şiileştirme projesi: Halep Şiileşiyor mu?

Geçmişte, Halep içerisinde yok sayılabilecek kadar az miktarda bir Şii varlığı bulunuyordu ancak bugünkü durum oldukça farklı...
Mepa Haber Merkezi
Devrimin devam ettiği yıllarda, rejim yanlısı medya Halep’ten “ordunun güvenliği yeniden tesis etmeyi en çok arzuladığı, en önemli ekonomik merkez..” olarak bahsetti. Esed’in kontrolünde kalan Batı mahalleleri ise Halep’in modern ve medeni yüzü olarak gösterildi.
 
Şehrin diğer tarafında, rejim ayaklanan halkı, “terörizme karşı savaşıyoruz ve şehri katillerden kurtarıyoruz” bahanesiyle cezalandırdı ve insanların yaşadığı yerleri kundakladı.
 
Hiç kimse farkına bile varmadan İran’ın Esed’in elindeki bölgelerde insanları Şiileştirme çabaları başlatıldı. İran aynı zamanda Esed rejimine muhalif güçlerle olan savaşında emri altında bulunan İranlı, Iraklı ve Lübnanlı Şii subaylar eliyle yardım etmekteydi. Böylelikle şehir farklı askeri, ideolojik ve milliyetten mütevellit “sistematik bir Şii saldırısının hedefi” oldu.

Devrim sonrası Halep’teki ‘Şii gölgesi’

Halep halkını Şiiliğe inandırmak için yapılan denemeler ile Şam, Humus ve Suriye’nin kıyı kesimlerinde yapılan denemeler, yayılma, nüfuz etme ve netlik konularında farklılık gösterse de bazı detaylar Halep’in Suriye’deki “İran kaynaklı Şii projesinin” bir parçası olduğunu göstermektedir.

Şebbiha sarıklarının ortaya çıkması

Şii liderlerin Halep’e varması, Şii din adamlarının son birkaç yıldır çeşitli programlar sebebiyle şehirde boy göstermesiyle aynı zamana ‘denk geldi.’ Aynı esnada rejim yanlısı medya farklı dini toplulukların liderlerinin bir arada çekilmiş fotoğraflarını servis ediyorlardı ve Halep’te sözde bir “ulusal birlik” mesajı verme çabası içerisindeydiler.
 
Geçmişte, şehir içerisinde yok sayılabilecek kadar az miktarda bir Şii varlığı bulunuyordu zira Şiiler genel olarak bölgedeki Nubl ve el-Zehra şehirlerinde ikamet etmekteydiler, ve Halep’in içerisinde hiç yoktular.
 
Güvenlik sebepleriyle adını vermek istemeyen 31 yaşındaki T.N’nin anlattıklarına göre Şii din adamlarının şehirde boy gösterdiği alanlar kısıtlı ve faaliyetleri el-Nuqtah camisi etrafında yoğunlaşıyor.
 
Halep Üniversitesi’nde çalışan genç adam Şii din adamlarını karanlıklar arkasındaki varlığının, gerçekte varlıklarının olmadığı veya sayılarının az olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.
 
“Hareketlerini sadece açık bir şekilde ilan etmiyorlar. İnsanlar arasında Halep Müftüsü Mahmud Akam’ın da bulunduğu bazı Sünni din adamlarının Şiiliğe geçtiği söylentileri konuşuluyor.”
 
Enab Baladi, Halep’in şeyhleri ile bağlantıları kuvvetli bir esnaf olan Ahmed S. İle konuştu. Ahmed’e göre Ulusal Savunma subaylarının ve “Hizbullah” militanlarının Akam’a ‘Mevlana’ diye hitap etmeleri Halep müftüsünün dininden vazgeçtiği ve Şii olduğu söylentilerini doğruluyor.

Nüfus oranlarının değiştiğinin göstergeleri

İran’ın Suriye üzerindeki yeni politikası, insanların ideolojik olarak taraf değiştirmesine yönelik olan 2000’lerde uygulanan eski politikadan farklı olarak bölgedeki nüfus oranları ile oynamak üzerine kuruludur. Bu durum bölgedeki savaş ve İran varlığının hızlı bir şekilde yayılmasına ve bu varlığın Suriye topraklarını kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmesine ön ayak olan askeri yayılmayla doğrudan bağlantılıdır.
 
İran Şam’daki “Mezze Bahçeleri Oluşturma” projesi gibi kendi propagandasını açık bir şekilde yapmak yerine Halep’te kamu projelerini açık bir şekilde henüz yönlendirme yoluna gitmedi ancak emlak alımı konusundaki gizli faaliyetleri son zamanlarda su yüzüne çıkmaya başladı.
 
Enab Baladi, kısa süre önce Şii olan Filistinli bir kadının “Suudi Arabistan’da yaşayan ailesinin yatırım amaçlı olarak para harcamak istemesi” bahanesiyle şehirde çok sayıda emlak satın aldığını kanıtlayan belgelere ulaştı.
 
Bayan M.K Handarat mülteci kampında dünyaya gelmiş, ve kendisi şu anda Alevilerin elindeki Lazkiye’den biriyle evli. Kendisine yakın yerel kaynaklara göre, bu şahıs Lübnan’da yaşadığı sürede Hizbullah’ın fikirlerinden etkilendi ve bugün Suriye’ye geri dönerek çok sayıda ev ve arsa satın aldı.
 
Yine de bu girişimler sınırlıdır ve şehir boyutunda gizli bir dev ağ olduğunu ispatlamaz zira şehrin yeniden imarının konuşulduğu bu dönemde henüz büyük ölçekli yatırım projeleri ile alakalı bir söylenti bulunmamaktadır. Halep’in rejimin eline geçmesinin ardından yükselişe geçen emlak fiyatları ve şehirde güvenliğin sağlanması sebeplerinden şehirde 2012 ve 2015 arasında insanların göç etmesiyle birlikte popüler hale gelen büyük ölçekli projelerin hızını kesildi.

Çocuklar ve gençler üzerine odaklanılması

Haziran ayının sonunda, Halep merkezdeki Saadallah el-Jabri Meydanında çocuklar için bir kutlama düzenlendi. Organizasyonun amacı çocuklara Ramazan Bayramı’nda hediyeler vermek ve onları eğlendirmekti. Tören süresince, gözlere en çok çarpan şeyin meydanda asılı Hizbullah flamaları ve hoparlörlerden yüksek sesle çalınan Şii marşları olması ise manidardı.
 
Çevrede yaşayanların tepkisini çeken tören, ilginç bir şekilde genelde ağır mezhepçi karaktere sahip rejim yanlısı medyada fazla haber yapılmadı.
 
Esnaf Ahmed, “Halk arasında bu tür faaliyetlerin çocuklar üzerinde yaratabileceği etki ciddi seviyede biliniyor ve bu tür girişimler Halep halkının nezdinde kabul edilemez” dedi.
 
Bununla birlikte, “Sık sık rejim yanlısı militanların dillerinde olan “Şii militan” şarkılarını gençlerin cep telefonlarında görüyoruz” da dedi. Bay Ahmed’in “moda” diyerek geçiştirdiği bu durum etki ve yönlendirme adına bir eşik değeri olabilir.

Halep’te milislerin ortaya çıkışı: ‘Şebbihaların’ sayısı ‘Hizbullah’ güçlerinden daha fazla

Halep’teki mezhepçi grupların hangi gruba bağlı olduğunu üniformalarına ve flamalarına işlenmiş çeşitli sloganlara, arabalara asılan bayraklara ve bu arabalardan gelen şarkı çeşitlerine bakarak ayırt etmek mümkündür.
 
Şam’ın aksine Halep’te şehrin sakinleri yerel milislerin mezhepçi militanlara nazaran daha etkili olduğunu ve Hizbullah ve Iraklı güçlerin el-Mescid bölgesindeki Al-Nuqtah camisinin etrafında ve şehrin diğer kısımlarında güvenliği sağladığı bilgilerini doğruluyorlar.
 
Enab Baladi’ye göre Halep içindeki mezhepçi militanların araçlarının arka kısmında mutlaka İran bayrağı bulunuyor, Hizbullah ise iyi bilinen sarı renkli armasını kullanıyor.
 
Halep’e yakın Nubl ve al- Zehra’da devrimin başlamasından bu yana yerel silahlı kuvvetler görev yapıyor. Bu gruplar direkt olarak İran tarafından destekleniyor. Rejimin askeri müttefiği olarak görülseler de, bu silahlı kuvvetler özellikle de 4. Tugay ve Filistin Kudüs Alayı gibi alt gruplar ile Esed güçleri arasındaki ilişkiler tam olarak iyi değildir.
 
Gruplar arasındaki gerginlik, Esed güçlerinin seçkin aile mensuplarının kamyonlarına el koymasını ve onları tutuklamasını protesto etmek amacıyla Nubl ve al Zehra gruplarının Halep yolunu kapatması ile Haziran ayında ortaya çıktı. Bu hareket yollarda daha fazla “4. Tugay” bariyerleri yaratmaması ve benzer eylemlere sebep olmamak için rejimi taleplere cevap vermek zorunda bıraktı.
 
Rejim militanlarının Halep içerisinde şehir sakinlerini vahşi şekilde öldürmesi derecesine varan taciz ve tecavüzleri nedeniyle halk arasında hoşnutsuzluk artmış durumda. Bu durum rejim militanlarını daha sıkı kontrol etmeye, şehir merkezlerine Askeri Polis subayları ve Devlet Güvenliği kuvvetleri göndermeye itti.
 
Rejimin güvenlik güçlerinin bölgeye sevk edilmesi ve Rus “askeri polisinin” Halep’te bulunuyor olması, İran’ın varlığına karşılık, arkasında Rus desteği olan rejimin en büyük etkiye sahip olduğunun işaretleridir. Sokaklara asılan dev flamaların üzerinde Esed ve Putin yan yana görülürken, Hasan Nasrallah ve Humeyni’nin resimleri daha az miktardadır.

Hamdaniye Devleti ve Esed Devleti arasında: Halep’teki Şiilerin küçük etkisi

Hicri 4. yy’da Seyf el-Devle el-Hamdani’nin Halep’e gelmesinden önce, Şiilerin Şam diyarında herhangi bir varlığı yoktu. Tarihçiler Halep’teki Hamdani hanedanlığı dönemini Şiiliğin bölgede yayılmasının tarihinde “geçici” ve “kısa” bir dönem olarak tanımlar.

Hamdan ailesinin hükümdarlığı yaklaşık olarak 60 sene sürmüştür. Hamdanilerin diğer mezheplere karşı yürüttüğü politika “dogmadan uzak” olarak tanımlanmasına rağmen, camilerde Caferi inanışına göre namaz kılınıyordu. 60 yıl içerisinde tabii ki bazı gruplar Şiiliğe geçiş yaptılar.
 
Hamdani Hanedanlığı’nın yıkılmasından sonra, Halep’i ve Şam diyarının diğer bölgelerini Fatımiler kontrol altına aldı. Fatımi hilafeti (el-Ubeyde) itikadda İsmaili idi ancak hüküm sürdükleri süre içerisinde birçok siyasi çatışmaya şahit oldular.
 
Bu süre içerisinde, Selahaddin Eyyübi’nin ortaya çıkıp Şam diyarını birleştirmesine kadar Suriye Şiileri, “yeni Sünni devletinin yaklaşması” ve bunu takiben yalnızlaştırılmaya tabi olacaklarından inançlarını koruyabilmek adına gruplar oluşturdular.
 
Önce Eyyübi Hanedanlığı daha sonra Osmanlı İmparatorluğu dönemleri Hamdani’nin yarattığı Şam’daki Şii varlığını sınırlandırmak adına büyük etki yarattı.
 
Şii tarihçilerin çoğu Halep’teki Şii varlığının Hamdanilerin başa gelmesiyle ortaya çıkan “ani” bir değişim olduğu konusunu konuşmayı dahi reddeder. Ancak, başta Şii türbeler olmak tarihi kanıtlara göre, bu tür yapılar sadece Hamdani döneminde inşa edilmiştir. Tarih alanında uzman bir Suriyeli olan Karam Nashar’a göre, “Halep 100 yıl önceki Hamdani hakimiyetine rağmen Şiilerin hayal dünyasında çok az yer kaplamaktaydı zira buranın ne Şiiliğin kurulma aşamalarındaki hatıraların hiçbiriyle ne de tanınmış Ehl-i Beyt’den şehit olanlarla bir alakası yoktu.”
 
Bu 20. yy’a kadar doğruydu. Suriye’nin 1953 yılındaki nüfus istatistiklerine göre ülke sınırları içerisindeki Şiilerin oranı %0.4’ten de azdı. Halep birkaç aile dışında, sınırlı miktarda olan Şii Evangelistliğinden etkilenmemişti. Ülkede az miktarda bulunan Şiilik düşüncesi, Lübnan’ın Cebel Amel bölgesinden olan Şeyh Muhsin el-Amin el-Huseyni’nin Suriye’deki ilk Şii okulunu “Alevi Okulu” adı altında açmasına dayanmaktadır.
 
Baas Partisi’nin Suriye’de gücü ele geçirmeye başlamasıyla birlikte, bölgesel ve siyasi faktörler Hafız Esed’i İran’la iyi ilişkiler kurmaya itti. 1981’de Lazkiye’de kurulan el-Murtaza Hareketinin yoğun çabalarına rağmen Suriye’de Şiilik ancak 1999 yılında tavan yapabildi. Bu durum direkt olarak Esed rejiminin Lübnan’daki Hizbullah ile kurduğu ilişkilerle alakalıdır.
 
Halep’teki etki yaratmak isteyen “Şii Evangelistliğinin” en göze çarpan girişimi, Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı, Şeyh Naim Kassam’ın, “İslami Birlik Haftası” organizasyonunun bir parçası olarak, Halep’teki al-Nuqtah camisinde yapılan bir törene katılmasıydı. Bu kutlamaya sadece 60 Şii katıldı.
 
Esed rejiminin önemli isimleri Suriye’de İran destekli “Şiilik Projesi” içerisinde görev aldılar. Bu projenin iki temel amacı vardı; devlet görevlilerini Şii itikadına göre hareket etmeye zorlamak ve bunun neticesinde Sünni medreselerini zayıflatarak Şiiliğin önünü açmak. Projeye başlanılmasından kısa süre sonra Halep’te faaliyet gösteren ve İslami eğitim veren orta okullardan iki tanesi kapatıldı.
 
Suriyeli bir araştırmacı olan Abdulrahman el-Hac’ın “Şii Baas” isimli kitabındaki istatistiklere göre, Suriye sınırları içerisinde 1919 ve 2007 yılları arasında 16.000 vatandaş Şiiliğe irca etti, bunların yaklaşık %10’u da Halep vilayeti sınırları içerisindeydi.
 
Halep demişken, Hac’ın kitabına göre, büyük ölçekli Şii irca hareketi şehir merkezinde kırsalda olduğu kadar başarı elde edemedi. Şehir içindeki Şiiliği yayma çabaları el-Nuqtah camisinin bulunduğu mahalle olan el-Mashhad ve Leyramun ile sınırlı kaldı.

Halep kimliği ve savaş mirası “Şii dalgasına” karşı

Savaş, Halep şehrinin her köşesinde derin izler bıraktı. Şehrin şekli, ekonomik durumu ve en önemlisi de sosyal yapısındaki parçalanma geçmiş savaşların bir eseridir.
 
Şehrin her iki yakasındaki insanlar farklı hedefleri ve ideolojileri olmasına rağmen savaşa direniyorlardı. Uzun süredir savaşa karşı gösterdikleri mukavemet ve normal bir yaşam tarzının en basit gereklerini ikame ettirmek adına yeni stratejiler ve bazı sosyal ilişki haritaları çıkarmaları, şehir halkının mukavemet üzerinden kimliklerinin sağlamlaştırmasına neden oldu.
 
Bu kimlik “yabancıyı ötekileştirmek” için kullanıldı, ancak bu her zaman “olumlu” manada yapılmadı. Yine de, 1980’lerden itibaren bu tavır Baas’ın şehir içerisinde mezhepçi bir varlık oluşturmasının önüne geçti ve 1990’lardan itibaren şehirdeki Şii nüfusu artırma girişimlerini boşa çıkardı.
 
Suriye Devrimi boyunca ve İran’ın Suriye’ye bir Şii varlığı monte etme girişimleri sırasında, Halep rejim güçlerinin muhaliflere karşı olan savaşında Esed’e destek veren yabancı mezhepçi kuvvetler için her zaman önemli bir hedef teşkil etti. Ancak, siyasi anlaşmalar İranlıların lehine görünmüyordu, böyle giderse Şiilik manifestoları sınırlı kalacaktı, büyük uğraşlar verilmesine rağmen İran’ın istediği seviyede bir Şiilik düzeyine başkentte, Humus’ta ve Şam ile Suriye kıyılarını birbirine bağlayan bölgede ulaşıldığı kadar çıkılamaması da hesaba katıldığında durum İran için iç açıcı görünmüyordu.
 
İran’ın Şii hilali projesi için Lübnan’a gösterdiği ilgi ve verdiği destek daha fazlaydı ancak eninde sonunda Nubl ve el-Zehra köylerinin güvenliği ve Suriye’nin en büyük şehirlerinden birisinde Şii kaleleri oluşturulması adına Halep’te Şii üslerinin varlığı hayati önem taşıyordu.
 
Abdulrahman el-Hac ile yapılan röportajda Halep’teki Şii yayılmacılığının elindeki fırsatları ve bu fırsatları zayıflatan nedenleri konuştuk.

Ekonomik olarak gelişmişlik ve din anlayışının doğası

El-Hac, Halep’in son 20 yıldır sürekli olarak Şiilik propagandasına maruz kalmasına rağmen, başarıya ulaşılamamasının nedenlerinden birisi olarak ekonomiyi gösterdi. Haleplilerin çoğu ticaret ile meşgul olmalarından kaynaklanan yüksek refah seviyesine sahiptiler ve ekonomik olarak rahat durumda olmaları yeni bir inanç arayışından onları uzak tuttu.
 
Halep dini manada ünlü olmasına rağmen, bu durum kültürel olarak çok daha karmaşık yapıdaki kimliğin sadece bir kısmıydı, halkın bilinçaltındaki bir güdü değildi dolayısıyla insanların dini liderlerle olan ilişkileri herhangi bir şekilde onlara ihtiyacı olmalarından kaynaklanmıyordu.
 
“Halep halkının maddi olarak doygun olması onları maneviyata yönlendirdi ve dini olarak Sufi bir akım başladı. Radikal düşünce tarzına uygun bir ortam olmadığı için örnek olarak Selefilik kendisine şehirde yer bulamazken, şehrin eteklerinde de olsa Şiilik varlık gösteriyordu”
 
Din ile ilişkilerinin bu şekilde olması insanların değişmek için herhangi bir sebep görmemesine yol açtı. Kendilerine karşı yapılan girişimlere mukavemet gösteren ana etken de Halep ehlinin kimliklerinin bir kısmına kazınan “biz değişmeyiz” gerçekliği oldu.
 
Halep kırsalındaki durum ile şehir merkezindeki durum farklı olduğu için Şiiliği yayma çalışmaları, Nubl örneğinde olduğu gibi şehrin çevresindeki köylere odaklandı.
 
Devrimden sonra, mezhepçi milislerin ve Esed kuvvetlerinin Batı Halep kırsalına gelmesiyle birlikte, bu milislerin Han el-Asal ve el-Mansur sakinlerini Şiiliğe irca ettirme girişimleri başarılı oldu.

Üst sınıfın olmaması ve sınıf birlikteliği

Halep şehri, bölgede yaşayan Hristiyanlara ek olarak çoğunlukla Sünnidir. Alevilik sadece kıyı şehirlerine çalışmaya gidenler arasında sınırlı da olsa yayıldı. El-Hac bu durumu, ülkenin geri kalan yerlerinde Şii varlığın güçlendirilmesi için başvurulan “üst sınıf Alevilerin” olmayışına bağlıyor.
 
80’lerde yaşanan “Müslüman Kardeşler” olayları ve sonrasında şehrin kuşatmaya tabi tutulması, Halep ile Aleviler arasındaki ilişkinin artık bittiğinin sinyallerini verdi, ve Alevilerin Halep toplumunu içerisinde kabul görmemeleri için iyi bir nedendi.
 
“Halep halkının gözünde bugün bölgedeki Şii varlığı daha kötü bir haldedir zira üst sınıf tamamıyla yabancıların elinde bulunuyor ve konu din değiştirmek olduğunda, Halep halkının bunu kabul etmesi çok ama çok zor olacaktır.”

“Arazi yapısı Halep’i Şii Hilalinin dışında bırakıyor”

İranlıların devrimden önce ve sonra izledikleri farklı stratejiler oldu. El-Hac, İranlıların 2011’den önce insanların inançlarının değiştirilmesine ve bazı toplumsal değişimler yapılmasına ve “Şii evangelistliğine” odaklanıldığını söylüyor. Ancak, savaştan sonra, plan, İran, Suriye ve Lübnan arasındaki bağlantıyı güvence altına alacak şekilde geçiş noktalarının kontrol alınması, Sünnilerin zorla göç ettirilmesi, nüfus oranlarına suni olarak müdahale edilmesi ve İranlıların yatırımlar yapması şeklinde değişti.
 
İran’ın başkentte, Humus’ta ve Şam diyarı ile sahil şeridini birbirine bağlayan bölgede icra ettiği operasyonların yanı sıra, zorla göç, tarafsızlaştırma çabaları ve emlak alımı sayesinde oluşturulan bu “sıcak noktaların” rejimi yapacağı askeri operasyonlara doğacak tepkilerden koruması amaçlandı.
 
Bu bölgeler, Şii Hilali projesine hizmet etmektedir. Projenin amacı da İran’ın Lübnan ile olan bağlantısının güvence altına alınmasıdır. Kuzey sınırlarına yakın olan Halep teknik olarak Şii varlığı yaratılmasına gerek olmayan, stratejik bakımdan önemsiz bir noktadır.
 
El-Hac sözlerine şu şekilde devam ediyor; “Halep’te küçük bir Şii toplum oluşturmaya yetecek kadar zayıf da olsa bir varlık var ancak bu toplum dışlanacaktır. Şehir yerle bir edildi ve bir Şii varlığını daha fazla kabul etmeyecektir.” 

Mezhep saflarında sızıntı hareketi

Beklenilenin aksinde, son 7 yılda yaşanan olaylar tam olarak “Şii projesinin” yararına olmadı. Esed rejiminin Suriye halkına karşı giriştiği savaşa İran’ın müdahale etmesi daha önce Şiiliğe geçenlerin bakış açısını değiştirdi.
 
Sözde Şii azınlıkların bazıları Hizbullah’ın güneyde başarılar elde ettiği dönemden etkilendiler. Savaş sırasında zorla rejim safında savaşan milisler olmaya gönderildiler. Bu durum sızıntıya ve Şii karşıtlığına sebep olabilir ancak hareketin boyutları kısıtlıdır.

Enab Baladi'de "Hamdani Hanedanlığı ve Esed'in Devleti arasında Halep Şiileşecek mi?" başlığıyla yayınlanan bu makale Mepa News okurları için tercüme edilmiştir.