IŞİD 'tekfir'den geri adım attı: 'Muazzam bir itiraf'

IŞİD 'tekfir'den geri adım attı: 'Muazzam bir itiraf'

IŞİD büyük sorunlara yol açan 'aşırılık akidesini' düzenlemeden kaldırdı.
Mepa Haber Merkezi
Söz konusu tek sayfalık açıklama 15 Eylül’de sözde halifeliğe yakın sosyal medya hesaplarından duyuruldu. Karar aylardır devam tartışmaların ardından alındı. Grup, kendilerine bağlı olmayan Müslümanları toptan tekfir etme üzerine kurulu tutumundan vazgeçti. 

IŞİD'te '17 Mayıs' kırılması

17 Mayıs’ta, direkt olarak Ebubekir Bağdadi’ye bağlı olan IŞİD temsilci komitesi “Yok Olanlar Nass (Kanıt) Üzere Yok Olur ve Yaşayanlar Nass Üzere Yaşar” başlıklı bir yazı yayınladı. Bu yazı beraberinde tekfir meselesine yaklaşımından dolayı itirazlar getirdi. Tekfir, bir Müslümanın küfür ameli işlemekte veya küfür sözü söylemekte -yapılan uyarılara ve ikna çabalarına rağmen- ısrar etmesi durumunda ancak yetkili alimler tarafından o Müslümanın dinden çıktığına dair hüküm vermesidir. IŞİD ve geçmişteki bağlantılı gruplar her zaman tekfiri geniş kapsamlı olarak kullandı. Taliban ve El-Kaide gibi cihat yanlısı diğer gruplar ise bu konuya temkinli yaklaşmayı tercih ettiler. Ancak 17 Mayıs açıklaması meseleyi daha ileriye taşıdı zira Bağdadi’nin adamları Müslümanlara daha önce az da olsa gösterdikleri esneklikten de vazgeçti. 

Yayınlanmasından itibaren bu belge IŞİD içerisinde halihazırda devam eden krizi daha da derinleştirdi.

İnternet üzerinden ortaya çıkan tek sayfalık açıklama IŞİD’in bütün “vilayetlerine” diğer iç yapılarına yönelikti ancak grup daha sonra 17 Mayıs belgesinin “gerçekleri hatalı gösteren bir yanıltmaca” olduğu ve “mücahitlerin ve Müslümanların arasında tartışmaya ve ayrılığa yol açtığını” söyledi. 

'Muazzam bir itiraf'

Kendisini halife ilan eden Bağdadi kendisine bağlı olanlara tartışmalara yol açan bu belgeden önce yayımlanan kaynaklara riayet etmesi çağrısında bulundu.  Üzerlerinde “gerekli değişikliklerin ve eklemelerin” yapıldığı bu kaynakların “Ehl-i Sünnetin akidesi ile çatışan hiçbir nokta içermediği” de eklendi. 

15 Eylül’de yayınlanan açıklama ile IŞİD liderliği; “Size önerimiz müşriklerin tekfiri meselesini, şeriatla hükmedilmesini reddedenlerin durumunu, evlerle alakalı fetvaları ve diğer meseleleri açıkça anlatan bu kaynaklara dönmeniz ve onlara yaslanmanızdır” emrini verdi. 

Bu kısa belge muazzam bir itiraftır. IŞİD dolaylı yoldan, sözde hilafet içindeki en güçlü konseylerden birisi olan temsilci komitesinin çok ağır akidevi bir hata işlediğini kabul etmiş oldu. 

Temsilciler Komitesinin IŞİD yapısı içerisindeki yeri 


IŞİD temsilciler komitesinin rolünü, 2016 Haziranında yayınladığı “Hilafetin Yapısı” isimli videoda açıklamıştı. Long War Journal'in analizine göre videoda, konseyin Bağdadi adına ifa ettiği anahtar görevlere vurgu yapılmıştı. 

“Verilen emirlerin duyurulması ve yerine getirilmesinin takibi, algısı ve liderlik kabiliyetleri yüksek, bilgili ve güvenilir kişiler tarafından yerine getirilir zira Halifenin devlet işlerini kendi başına yönetmesi imkansızdır” diyordu videodaki ses.

“Bu sebepten dolayı, bazı kişilerden oluşan bir yapının ona (Bağdadi’ye) yardım etmesi gerekir ki işte bu yapı temsilciler komitesidir.“

Komitenin yönetimsel güçleri vardır. Videoyu seslendiren kişi komitenin vilayetleri, “dawawin”i, ofisleri ve diğer komiteleri “denetlediğini” söylemişti. Her vilayetin başında “ciddi meselelerde temsilciler komitesine başvuran” ve “vilayetin halkını yöneten” bir vali bulunur. 

“Dawawin” hakların korunduğu ve temsilciler komitesinin denetiminde bulunan yerlerdir. 14 “dawawin” vardır ve hepsinin her vilayette fiziki birer ofisi olması gereklidir. Bu ofisler “halkın menfaatlerini sağlar” ve “insanların dinini ve güvenliğini korur.” Dawawin’lerin aralarında askerlik sanatından dine davete ve de imamlığa kadar geniş yelpazeli kendilerine özgü sorumlulukları vardır.  

Komiteler ve ofisler “çeşitli meselelerle ilgilenir” ve “kendi alanında uzman kişilerden oluşur.” Bunlar da temsilciler komitesi tarafından denetlenir. Komiteler ve ofisler “hicret edenlerin işleriyle, dawawin kurumunun personel işleriyle, Müslüman esirlerin işleriyle, şeri konuların araştırılmasıyla, Irak ve Suriye dışında kalan vilayetlerin işleriyle, kabileler arası ilişkilerle ve diğer meselelerle” ilgilenir. 

IŞİD’in kendi açıkladığı üzere temsilciler komitesinin organizasyon içerisinde geniş yetki ve sorumlulukları vardır. 

Bu ayın başında komite tarafından yapılan açıklama ile Hama vilayetinde Esed rejimine ve müttefiklerine karşı konulması adına bu bölgede savaşan gruplar teşvik edildi. İnternet üzerinden servis edilen açıklamanın yazarları “Müslümanların Emiri” Bağdadi’nin Hama’daki savaşçıların dik duruşundan “memnun” olduğunu belirtmişlerdi. Tabi bu açıklama komitenin halen Bağdadi adına konuşabileceğinin ve belgenin gerçek olduğunun üzerinde oluşan şüpheler arasında yapıldı. 

Temsilciler komitesi bu senenin başında yayınladığı bir emirle IŞİD savaşçılarının sosyal medya sitelerini kullanmalarını yasaklamıştı. Yapılan açıklamada grubun düşmanlarının bu kanalları istihbarat amaçlı denetim altında tuttuğu söylenmişti. 

17 Mayıs açıklamasının meydana getirdiği problemlerin tahlili

17 Mayıs açıklamasının IŞİD’in internet kanallarında çok ses getirmesine rağmen hasıraltı edilmesi şaşılacak bir durum değildir. Örnek olarak Arapça yayın yapan Al Naba ve çeşitli dillerde yayın yapan Rumiyah açıklamaya geniş yer ayırdı. Hatta açıklamanın beraberinde getirdiği IŞİD içinde çıkan tartışmalar da haber yapıldı.  

Açıklamanın meydana getirdiği problem birçok analizci tarafından geniş bir şekilde ele alındı. 

"Sonu gelmeyen bir zincirleme tekfirin önü açıldı"

17 Mayıs'ta yapılan açıklamaya karşı çıkanlar arasında, açıklamadan iki hafta sonra, Suriye’nin Mayadin bölgesinde bir hava saldırısı sonucunda hayatını kaybedeb Türki el-Binali de vardı. El-Binali Bağdadi’nin hilafet kurma projesine en erken destek çıkan cihadi ideologlardan birisiydi. El-Kaide ve ona bağlı gruplardan dünya çapında kopmalara neden olarak ayrılanların IŞİD’e katılmasını sağladı. Ancak 17 Mayıs açıklaması IŞİD’in “Baş Müftüsü” olan El-Binali için bardağı taşıran son damla oldu. 

El-Binali açıklamaya 20 madde ile itiraz etti. IŞİD içerisindeki “ikinci en büyük otorite” tarafından yazıldığı ve Bağdadi tarafından onaylanmadığı için açıklamanın geçersiz olduğunu savundu. El-Binali’ye göre IŞİD içindeki “aşırıcılar” bu açıklamayı sevinçle karşıladı. Green yazısında El-Binali’nin açıklamaya itiraz etmesinin sebebinin grup içinde “sonsuz bir zincirleme tekfir” sürecinin başlamasından duyduğu endişe olduğunu savundu. 


Türki Bin Ali

IŞİD bünyesindeki en aşırı isimler sadece müşrikleri tekfir etmekle kalmayıp aynı zamanda müşrikleri tekfir etmeyen Müslümanları da tekfir etmek istiyorlardı. Bu bir Müslümanın kendisi dine aykırı bir tutumda bulunmasa dahi, IŞİD tarafından tekfir edilen grupları tekfir etmemesi halinde, kendisinin de kafir olacağı anlamına gelmektedir. 

Temsilciler komitesi mesele hakkında hiçbir soru işareti bırakmamak için yoğun çaba sarf etti ve 17 Mayıs açıklamasında; “İslam Devleti’ne yakın ve uzak herkesin bildiği üzere, hilafet müşrikleri tekfir etmekten tek bir gün dahi geri kalmadı. Devlet tekfiri, namazdan ve dinin diğer gereklerinden de önce, en başta gelen şartlarından birisi olarak görmektedir.” ifadelerini kullandı. 

Zerkavi'nin yolundan kopuş

El-Binali için, açıklamada kullanılan bu sert ve kesin ifadeler IŞİD içindeki bazı katı ilim ehlinin az da olsa kafa karışıklığı olduğu şeklindeki açıklamalarına rağmen tekfir meselesinde herhangi bir anlaşmazlık olmadığının kanıtıydı. El-Binali’ye göre temsilciler meclisinin mantığına göre Şiilerin ve diğer müşriklerin öldürülmesini caiz gören ancak kendilerine uymayan Müslümanları tekfir etmekten imtina eden Ebu Musab ez-Zerkavi gibi ‘efsanevi’ mücahitlerin de tekfir edilmesi gerekiyordu. 

Başka bir deyişle, kullandığı metotlarla bağlı olduğu El-Kaide tarafından dahi uyarı alan Zerkavi’nin bile yapmadığı şekilde temsilciler meclisi tekfir edilmesi gereken Müslümanların sayısını artırdı. Eğer temsilciler meclisinin mantığı tam olarak uygulanırsa, IŞİD’in kafir olarak görmediği bir avuç insan dahi tekfir edilirdi. 

"Aşırıcılar temsilciler komitesini ele geçirdi"

IŞİD var olduğu süre boyunca “kendine özel” ve aşırıcı bir organizasyon oldu. Bu durum 17 Mayıs açıklamasından da eski bir meseledir. Ancak ilginç bir şekilde temsilciler meclisi tekfir konusunda El-Binali gibi ünlü ideologları dahi geride bırakacak bir yol bulmuştu. 

El-Kaide, 17 Mayıs açıklamasının getirdiği toz bulutunun arasında konuya dahil oldu. Masra dergisinin Haziran sayısında IŞİD yetkili şerilerinden Habbab el-Cezrevi’nin konu ile ilgili itirazlarına yer verildi. Kendisi “aşırıcıların” temsilciler komitesini ele geçirdiğini ve komite üyelerinin tüm Müslüman halkları tümden ve kayıtsız bir şekilde tekfir eden böyle bir fetva yayınlamak için gerekli dini otoriteye sahip olmadığını savundu.

İbn Teymiyye'yi dahi tekfir ettiler

17 Mayıs açıklamasında temsilciler komitesi, “seçimlerin gerçek yüzünü bilmeden Müslümanları tekfir etmekten geri duran” Müslümanları ağır bir dille azarladı. Bu, temsilciler komitesinin seçimlerde oy kullanan kişilerin tekfir edilmesinde “cehaletin” bir özür olarak kabul edilmesinin reddi anlamına geliyordu. 

El-Cezrevi buna Zerkavi ve Ebu Ömer el Bağdadi gibi eski liderlerin oy kullanma konusunda cehaleti bir özür olarak kabul ettikleri gerekçesiyle karşı çıktı. Benzer şekilde, el-Cezrevi temsilciler komitesinin Müslüman alimleri tekfir etmede aşırıya gittiğini ilan etti ve bunların arasındaki bazı kişilerin ibn-i Teymiyye’yi dahi tekfir ettiklerini söyledi.

Baas etkisi

El-Cezrevi bizzat Bağdadi’ye seslenerek temsilciler komitesinin bu şekilde aşırıya kaçmasına izin vermesinin hesabını Allah’a onun vereceğini söyledi. El-Cezrevi ayrıca Saddam dönemindeki Baasçıların IŞİD içerisinde çok güçlü hale geldiğini de ima etti ve bu grubun kendi amaçları için temsilciler komitesini kullandıklarına ifade etti.

El-Kaide’nin Cezrevi’nin itirazlarına dikkat çekmesinde kendine özgü sebepleri vardı ancak 17 Mayıs açıklamasının IŞİD içerisindeki liderlik saflarında bir çatışmayı tetiklediğine hatta daha da artırdığına dair birçok işaret bulunmaktadır. 15 Ekim karşı açıklaması hiç değilse bunu gözler önüne serdi.

Kaynak: Mepa News
ETİKETLER