Francis Fukuyama

Francis Fukuyama

Siyaset Bilimci

1952 -
Japon asıllı ABD’li siyaset bilimci Yoshihiro Francis Fukuyama, 1952 yılında Şikago’da Protestan bir vaizin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Lisans eğitimini Cornell Üniversitesinde, doktorasını da Harvard Üniversitesinde yapmıştır. ABD Dışişleri Bakanlığının Politika Planlama Dairesinde Ortadoğu uzmanı ve Genel Direktör Yardımcısı olarak çalışmıştır. 1981-1982 yıllarındaki Mısır-İsrail Görüşmelerine ABD heyeti üyesi olarak katılmıştır.

CIA’nin beyin kuruluşlarından olan Rand Corporation’da görev yapmıştır. Harvard’daki siyaset bilimi mastırının ardından birçok araştırma kuruluşunun siyaset bilimi bölümlerinde üyelik yapmıştır. Körfez Savaşı’nın hemen öncesinde; 1989’da ABD Dışişleri Bakanlığı politika planlamacıları arasına, ilk düzenli Orta Doğu uzmanı olarak katılmıştır. Ardından da aynı şekilde Avrupa siyasi-askeri ilişkiler başkan yardımcısı olmuştur.

Fukuyama, “Tarihin Sonu” (1989) makalesi ile tüm dünyada ün sahibi oldu. Daha sonra 1992 yılında “The End of History And The Last Man” adlı çalışmasını yayınladı. Fikirler tarihinin, liberal demokrasinin insanlığın son hükümet şekli olarak kabul edilmesiyle sona erdiğini öne sürdü. “Trust” (1996) ve “The Great Disruption” (1999) adlı eserlerinde ekonomik gelişme ve sosyal çöküşü ele almıştır.

“Devlet İnşası” adlı kitabında küresel terörizm, yoksulluk, uyuşturucu kaçakçılığı gibi sorunların kaynağının zayıf ülkeler olduğunu savunmuş, bunun için de devlet inşası modelini ortaya koymuştur. Fukuyama, ABD politikalarına akademik platformlarda zemin hazırlayan çalışmalara imza atmıştır.

Fukuyama, farklı teşkilatlarda ve dergilerde görev yapmaktadır. 1990 sonrasının öne çıkan siyaset bilimcilerinden biri olan Huntington’la birlikte bir süre “Journal of Democracy” dergisinin editörlüğünü yapmıştır.

Fukuyama, 2005 yılının temmuz ayı itibariyle Johns Hopkins Üniversitesinde uluslararası iktisat politikası öğretim üyesi olarak görev yapmakta ve “The American Interest” dergisinin yayın kurulu başkanlığını yürütmektedir.

Tarihin Sonu Tezi

Japon asıllı ABD’li siyaset bilimci Francis Fukuyama, Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde,  Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle yaşananların tarihin yeni bir evresine geçiş değil bizzat tarihin sonu olduğunu, batılı liberal demokrasinin evrenselleşmesiyle insanlığın evrimindeki son noktaya ulaşıldığını ileri sürmüştür. Fukuyama; fikri anlamda ve bilinçlerde zafer kazanan liberalizm idealinin gerçek hayatta hala tamamlanamadığını, bu nedenle tarihin sonunu yaşayan devletlerle tarihte yaşayan devletler arasında çatışmalar yaşanabileceğini ancak artık tüm değişimlerin tek yönlü ve liberalizme doğru olacağını iddia emiştir.

Fukuyama “tarihin sonu” üzerine Hegelci anlayışa sarılarak, Hegel’in 1806’da söylediklerinin doğruluğunu kanıtlamaya ve 1789 Fransız Devrimi’nden sonra liberal düşünceyi aşmak doğrultusundaki bütün çabaların (özel olarak Marksizmin) insan düşüncesinin ve ruhunun “normal evrimi sürecindeki sapmalar” olduğu sonucuna varmaya çalışmıştır. Fukuyama “Tarihin sorunu Fransız Devrimi ile birlikte bir sonuca bağlanmıştır. Bu nedenledir ki, onu izleyen iki yüzyılda bu devrimin ilkeleri ne politik ne de felsefi planda aşılamamıştır. Daha sonraki süreçte yaşanan tarihi olaylar, bu devrimin değişik sonuçlarıdır. Çağımızı sarsan önemli alternatifler olarak doğan faşizm ve komünizm de Fransız Devrimi’nin ilkelerini aşamamışlardır.” demiştir.

Fukuyama’nın Hegel’den esinlendiğini belirttiği bu görüşlere batı medyasında yoğun bir biçimde yer verilerek, bu görüşlerin propagandası yapılmıştır.

Fukuyama’nın tezi; tarihin sonu kavramının olamayacağı; insanın, doğası gereği değişime açık olduğu ve gelişmenin sürekliliği belirtilerek bilim çevrelerinde genellikle kabul görmemiştir. Fukuyama’nın tezi sonrasında yaşanan siyasi gelişmeler aksi yönde cereyan etmiş, özellikle de Balkanlarda ve Kafkaslardaki çatışmalar tarihin sonlanmadığını göstermiştir. Esasen Fukuyama da yıllar sonra yaptığı söyleşilerde fikir değiştirerek tarih sürecini doğa bilimlerinin belirlediğini ve bilim son noktasına varmadıkça tarihin sona eremeyeceğini söylemiştir. 

Tezin ileri sürüldüğü dönemde ortaya çıkan tek kutuplu dünya düzeni ve bunun yol açtığı belirsizlik Fukuyama’nın görüşlerinin kamuoyunu bir dönem meşgul etmesine sebep olmuştur. Fukuyama’nın tezi hem tek kutuplu dünya düzenine karşı oluşabilecek fikri direnci geciktirmiş hem de daha sonra Huntington tarafından ileri sürülecek “Medeniyetler Çatışması” tezinin alt yapısını oluşturmuştur. 

Kaynak: Mepa News