Halil Cibran

Halil Cibran

Lübnan asıllı ressam, şair ve filozof.

1883 - 1931

Doğumu ve Yetişmesi

Halil Cibran, 1883’te Osmanlı Lübnan’ında, Hristiyan Maronit mezhebine bağlı bir cemaatin yaşadığı bir dağ köyü olan Bişari’de dünyaya geldi.

Yetenekli bir çocuktu ve küçük yaşlarından itibaren resme ve yazı yazmaya ilgi duymaya başlamıştı. On iki yaşındayken annesi diğer kardeşlerini de alarak ABD’ye göç etti. Babası ise Lübnan’da yalnız kalmıştı. Cibran ve ailesi önce Boston’a, birkaç yıl sonra da New York’a yerleşti. 1897’de Cibran, babasının isteğiyle Lübnan’daki bir medresede eğitim görmek üzere tek başına yurduna geri döndü. İki yıl boyunca Beyrut El-Hikme Koleji’nde Arap edebiyatı konusunda eğitim alan yazar, daha sonra bir daha geri dönmemek üzere ABD’ye geri gitti. Çok genç olmasına rağmen Cibran’ın yetenekleri dikkat çekiyordu. 

Resim ve Edebiyat

Boston’da resim ve edebiyat konusunda kendisine öğretmenlik yapacak olan F. Holland Day ile tanıştırıldı ve Day aracılığıyla kendisine önemli bağlantılar sağlayacak Boston sosyetesi içinde ün yaptı. 20 yaşındayken annesini kaybetti ve bundan sonra ressamlığını ve yazarlığını geliştirmek için gereken desteği ablasından gördü.
Cibran, ilk sergisini 1904’te Boston’da açtı. İlk kitabı El-Muzik (Müzik) 1905’te yayımlandı. Bunları iki öykü kitabı ve bir kısa roman izledi. 1908-1910 arasında Paris’te resim okurken August Rodin’in öğrencisi oldu. 1912’de New York’a yerleşerek, kendisini resme ve edebiyata adadı.

Cibran, ilk edebi yapıtlarını anadili Arapça’da vermişti. Bu yapıtların modern Arap edebiyatının gelişiminde önemli bir yeri vardır. Yazar, aynı zamanda ABD’de yayımlanan Arapça dergiler için de birçok deneme ve makale kaleme almıştır. 1918’den başlayarak yazı dilinde İngilizce’ ye doğru bir kayma başladı ve dönemde etkili olan avangart akımlara uygun olarak Cibran, Amerikan şiirinde devrimci bir etki yaratmaya girişen şairlerden biri oldu. 1918’de aforizmalardan ve İncil’deki üslubu yankılayan mesellerden oluşan, düzyazı ve şiiri birleştiren ince bir cilt halinde Deli’yi yayımladı. Özellikle anayurduna felaket getirenleri ve insanlığı tehdit edenleri lanetlerken, özgün üslubu, güzelliği ve tinselliği birleştiriyordu. Kısa zaman içinde bu üslup Batı’da ‘Cibrancı’ olarak anılmaya başladı.

Cibran, 1920’de Arap yazarları bir çatı altında toplamayı hedefleyen ‘Aribitah’ (Kalem Bağı) adında bir dernek kurdu ve klasik muhafazakâr Arap edebiyatını devrimci biçimde dönüştürmeyi hedefleyen hareketlere destek verdi. Yeni düşünceler için en önemli kanallardan biri Cibran’ın da yazılarıyla katıldığı New York’un ilk Arap gazetesi El Magar oldu. Bu gazetede birlikte yazdığı arkadaşlarından özellikle Mikail Nuaima’nın eleştirel yazıları, şiirsel ifadede özgürlüğün yolunu açmak bakımından etkili oldu. Cibran’ın yazdıklarının önemli bir bölümü düzyazı olarak kaleme alınmıştı. Yazdıklarını şiir olarak adlandırmak zor olsa da Cibran yeni bir türün öncülerinden olmuştu. 

Halil Cibran, bir karaciğer hastalığı nedeniyle 10 Nisan 1931’de New York’ta öldü. Ölü bedeni anayurduna, doğduğu köye geri götürüldü ve mezarının bulunduğu yerin yakınlarında adını taşıyan bir müze açıldı. Cibran vasiyetinde kitaplarından gelecek bütün geliri bu köye bağışlamıştı.

Eserleri

⦁    Ermiş: Cibran’ın en çok tanınan yapıtı, kısmen otobiyografik öğelerden oluşan yirmi altı şiirsel denemeden oluşan ve yirmiden fazla dile çevrilmiş eseridir

Kitapta, on iki yıl yabancı bir şehirde yaşamış olan bir ermiş, kendisini yurduna götürecek olan bir tekneye binmek üzereyken kendisinden hayatın hikmetlerini öğrenmek isteyen ahali tarafından durdurulur. Ermişin verdiği yirmi altı vaazın amacı dinleyenleri özgürleştirmektir. Ermiş 1960’ların karşı kültür akımları içinde bir tür rehber haline gelmiş ve 1980’lerde yükselen ‘Yuppi’ hayat tarzlarına karşı bir tepki olarak yeniden popülerleşmiştir. Kitap farklı dönemlerin eleştirmenleri tarafından sık sık ele alınmıştır. 

⦁    Kırık Kanatlar
⦁    Haberci
⦁    Gezgin
⦁    Deli
⦁    Ermiş
⦁    Ermişin Bahçesi
⦁    İnsanoğlu İsa
⦁    Sözler
⦁    Dünya Tanrıları
⦁    Asi Ruhlar
⦁    Kum, Köpük ve Avare
⦁    Gönül Sırları (derleme)
⦁    Aforizmalar
⦁    Tanrı Elçisi
⦁    Lazarus ve Aziz Dostu & Haberci

Bazı Aforizmaları:

⦁    Çalışmak, sonsuzluğa doğru haşmetle ve vakur bir tevazuyla seyreden hayat kafilesinin içinde kalmak, uyum içinde olmaktır; lanet ya da felaket değil, alın teridir.
⦁    Yaşam, kalbini okuyacak bir şarkıcı bulamazsa, aklını konuşacak bir filozof yaratır.
⦁    Asıl vahim olan yolun yolcusuz olması değil; asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır.
⦁    Bana kulak ver ki, sana ses verebileyim.
⦁    Denizin şarkısı sahilde mi sona erer yoksa onu dinleyenlerin yüreklerinde mi?
⦁    Utangaç bir başarısızlık, gururlu bir başarıdan daha yücedir.
⦁    Şimdi neler söylüyorsam tek yürekten, yarın söylenecektir binlerce yürekten.
⦁    Hayret etmek bilginin başlangıcıdır. 
⦁    Sessizlik, herkesin anlamayacağı gerçeklerdir. Sessizlik verilebilecek en gürültülü cevaptır.
⦁    Siz çoksunuz, oysa ben tekim. Bana dilediğinizi söyleyin ve yapın. 
⦁    Dişi koyun gecenin karanlığında kurtların avı olabilir. Fakat kanı, vadinin taşlarında tan ağarıp da güneş yükselene değin duracak!
⦁    Şiir, bir düşüncenin ifadesi değildir. O, kanayan bir yaradan veya gülümseyen bir ağızdan yükselen bir şarkıdır.
⦁    Beşeri kanunları yalnızca iki kişi çiğner: Deli ve dahi.
⦁    Baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir.

Kaynak: Mepa News