Tüccar-Bankerden Mektup

Tüccar-Bankerden Mektup

Soru şudur: Ticaret ve bankacılık sayesinde para bollaştığına göre, toplum zenginlere ne ölçüde değer vermelidir?
Mepa Haber Merkezi
Aşağıdaki ilk seçki, Orta Çağ’da ticaret ve ticaret ahlakının bazı yönleri itibariyle nasıl geliştiğini göstermektedir. Bunlardan ilki, Sienalı bir tüccar – banker şirketinin merkezinden, para ve ticari mal için iyi bir pazar olan Champagne-Fairs’deki temsilcisine/acentasına gönderdiği mektuptur. Siz değerli Mepanews okurlarının ilgisine sunuyoruz.

Tüccar-Bankerden Mektup*

Anonim

Siena, 5 Temmuz, 1260

Tanrı adına, Amin. Fransa Province’in 1260 Mayıs Panayırı’ndan ilk kuryenin getirdiği mektuplara cevap.

Sevgili Giacomo di Guido Cacciaconti:

Giacomo, Giovanni ve diğer ortaklar sana selamlarını gönderiyor ve bu yılın Province Mayıs Panayırı’ndangild merchant (1) kuryesiyle gönderdiğin mektupları aldığını bildiriyorlar. Verdiğin talimatı mükemmelen anlıyoruz. Burada yapılması gerekenleri yapmak üzere hemen harekete geçeceğiz. Yalvarırız sen de uyanık ol ve yapılması gerekeni yap. Yatırım yapar veya borç verirken lütfen ihtiyatlı ol ki, ihtiyacımız olduğunda veya istediğimiz an paramızı geri alabilelim. Bunu en iyi şekilde yapmak suretiyle saygınlık kazan ki, ortaklığımızın da itibarı artsın. Tanrı seni kutsasın, merhameti üstünde olsun, Amin.

Biliyorsun ki, Giacomo, sana her şeyi olduğu gibi yazacak; özellikle de açtığın krediler, yaptığın tahsilat ve harcamalarla ilgili olarak her panayırda olduğu gibi, bu panayırda da talimatın doğrultusunda defter tutacak, açtığın kredileri kredilere, yaptığın tahsilatı tahsilata, yaptığın harcamaları harcamalara kaydedeceğiz. Dolayısıyla, eline geçen veya tahsil ettiğin paraları bize mektupla bir kez bildirmen yeter. İkinci bir kez bildirme, çünkü bunları senden haber alır almaz günlük defterden ana deftere geçiriyoruz. Aynı şeyi birden fazla mektupta bildirmen iyi olmaz, çünkü deftere birkaç kez işlemiş oluruz. Dikkat et emi? Buna değinmemizin nedeni, Testa Tebaldi’nin aldığı ve Tegerigo Lei’nin verdiği 3 Pound’luk Provisine. (2) Onlardan 34 soldi’den 4 denier eksik almıştın, bunu bize birden çok mektupla bildirdin. (3) Kayda geçirdiğimizi unutmuş olsaydık, ikinci bir kez daha geçirebilirdik. Dolayısıyla, lütfen dikkat et, bize verdiğin talimatları tekrarlama.

Sana bir başka mektupla da bildirdiğimiz bir hususu şaşırmayasın diye tekrarlamak isteriz. Biz de Provisine sattık ve satmaya devam ediyoruz, çünkü, Giacomo, Floransa ile savaş nedeniyle masraflarımız büyük ve çok hareketli, paraya ihtiyaç var. Bu bakımdan, kaynak yaratabilmenin en avantajlı yolu Provisinesatmak. Kredi alın, borç bulun diyebilirsin, ama bu iyi olmaz, çünkü aynı eyalet içinde olsa bile paranın bir tüccardan diğerine maliyeti paund başına 5 ila 6 denier; tüccar olmayanlar için corsa (4)’da 10 ila 12 denier’ye kadar çıkıyor. Burada şartlar böyle. Dolayısıyla, Provisine sattığımıza üzülme, çünkü burada sterlin satmak veya sterlinle borçlanmaktansa, Fransa’da borçlanalım daha iyi. Zira bugünkü fiyatlarla Provisinealmak, sterlinle borçlanmaktan daha kârlı, çünkü İngiltere’de, Fransa’ya kıyasla, daha yüksek faiz alıyoruz. Dolayısıyla, hiç merak etme. Şunu da bilmelisin ki, Giacomo, eğer Fransa’da buraya kıyasla daha fazla kâr edebiliyorsak, her şey yolunda demektir. Elinde çok Provisine olacağına göre istediğin düzenlemeyi yapabilirsin ve orada (Fransa’da) elde edeceğin kârdan, elbet bizler de payımıza düşeni alacağız.

Mektubundan anlıyoruz ki, Lyons-on-the-Rhone (5)’daki işle ilgili olarak Saint Etienne de Troyes dekanını görmeye hem tek başına hem de Tolomeo Pelacane ile birlikte gitmişsin. Ama başpiskopos vekiliyle uzun uzun konuşup tartıştığın halde işimize yarar bir anlaşma yapamadığın gibi, ta ki söz konusu piskopos vekili aleyhine papalık divanından bir mektup temin ederek eline verelim, onu ikna edememişsin. Bu konuda şunu bilmeni isteriz ki, savaş nedeniyle o kadar sıkıntı çektik ve çekmekteyiz ki, söz konusu mektubu temin edecek vaktimiz olmadı. Bu işle nefes alacak zaman bulur bulmaz meşgul olacağımızı ve mektubu temin eder etmez sana göndereceğimizi bilmeni isteriz…

Yine mektubundan anlıyoruz ki, Orlando Bonsignor’a yalvarıp Fransa’daki ortaklarına sana istediğin zaman borç vermeleri için talimat vermesini sağlamamızı istiyor, bunun bizim için müthiş bir çıkış olacağını söylüyorsun. Bu mektubu kaleme aldığımız şu sıralarda, Orlando Bonsignore Siena’da değil, askerle birlikte Montepulciano’da. Döndüğünde kendisiyle temasa geçip söyleriz. İsteğimizi yerine getireceğinden eminiz…

Simsar Giacomo Ubertini’ye 1260 yılının Aziz John Panayırı’nda geri ödenmek üzere 106 Pound’lukProvisine sattığımızı de bilmeni isteriz. Düzinesi s.33’ten sattık ve ödemeyi aldık. Dolayısıyla sen de ne zaman isterse Rimbotto Buonatti’ye ödeme yapacaksın. Ödemeyi yaptığın zaman Lonca’ya kaydettirmeyi unutma…

Öte yandan, Tuscany’deki gelişmeleri de bilmeni isteriz. Dediğimiz gibi Giacomo, savaş nedeniyle masraflarımız büyük ve çok iş var. Cebimizden çok para çıkacak, ama Floransa’ya öyle bir yenilgi yaşatacağız ki, bir daha korkmamıza gerek kalmayacak. Tanrı Kral Manfred’i kem gözlerden korusun ve ona uzun bir yaşam bahşetsin, Amin…

---

* Medieval Trade in the Mediterranean World, pp 388-391, Columbia University Press, 1955.

(1) Panayır katipleri.

(2) Bir tür ticari enstrüman, bkz. Ortaçağ Avrupası’nın Ekonomik ve Sosyal Tarihi, Henri Pirene, İletişim Yayınları: Champagne panayırlarına insanları çeken sadece eşya ticareti değildi. Buralarda yer alan hesapların tutarı o kadar çok ve öylesine önemliydi ki, bu panayırlar kısa sürede, neredeyse Avrupa’nın para piyasası haline geldiler. Her panayırda, açılış döneminden hemen sonra bir ödemeler dönemi başlar; bu ödemeler yalnızca panayırda taahhüt edilen edilen borçları temizlemekle sınırlı kalmaz, çoğu kez önceki panayırlarda yükümlenilen borçları da karara bağlardı. On İkinci yüzyıldan başlayarak bu uygulama kredi işlemlerinin örgütlenmesine yol açtı ki, herhalde poliçelerin kökenini burada aramalıyız. Ticari uygulamalar konusunda kıtalılardan daha ileri olan İtalyanlar, bu işte inisiyatifi ele aldılar. Borç senetleri, belirli bir miktar parayı, borç altına girilen yerden başka bir yerde ödemeyi öngören basit yazılı bir taahhüt, yani ‘belirtilen yerde hamiline ödenecek senet’ten başka bir şey değildi. Aslında, imza eden, başka bir yerde alacaklıya veya onun temsilcisine ödeme yapmayı yükümleniyordu… Bu durum yalnızca ticari borçlar için değil, kişiler, büyük lordlar ya da dinsel kurumlarca akdedilen basit borçlar için de geçerliydi. Avrupa’nın tüm pazarlarının Champagne panayırlarıyla ilişki içinde olması durumu, On Üçüncü yüzyılda bu panayırlarda ‘denkleştirme’ yani takas düzenlemeleriyle borçların ödenmesi uygulamasını ortaya çıkardı. Böylece dönemin Avrupasında panayırlar, ilkel bir kliring bürosu rolü oynamaktaydılar…

(3) 1 Pound=20 soldi (şilin)=240 denari (peni).

(4) Borçlanmada uygulanan faiz oranının, kur iniş çıkışlarına maruz kalmamak üzere, baştan belirlendiği kontrat.

(5) Ren Nehri üzerindeki Lyon şehri.


dusuncetarihi.com’dan iktibas edilmiştir.