Ali Soufan

Ali Soufan

Lübnan asıllı eski FBI ajanı, 'Terörün Anatomisi' kitabının yazarı.

Usame Bin Ladin'in ölümünden sonra El Kaide şu an daha güçlü

Bu hafta Usame bin Ladin’in ölümünün altıncı yıl dönümü ve benim için bu altı yıl acı tatlı anılara sahip olma özeliğindedir. 

Bin Ladin olmadığı halde El Kaide’nin daha tehlikeli olabilmesi durumu beni oldukça endişelendirdi. Bin Ladin’in öldüğü gece The New York Times'da, çöküş içerisinde olan bir El Kaide'nin bölgesel gruplarla uyumlu bir şekilde çalışan ve bağımsız olarak saldırılarını düzenlemeye geri dönen bir grup olarak da karşımıza çıkabileceğini ve bu durumun onları izleme konusunu daha da zorlaştıracağını ve onları daha ölümcül yapabileceği konusuna değinmiştim. 

ABD medyasında yer alan haber yorumlarını irdelemek gerekirse bu değerlendirmelerin aşırı şekilde kötümser olduğunu düşünebiliriz. IŞİD’den farklı olarak diğer despotik rejimler, Kim Jong-Un gibi, jeopolitik despot liderler şu an gazete ve yayınlarımızda gereksiz yere çok fazla yer işgal etmektedir. Bütün bu haberleri El Kaide ile kıyasladığımızda El Kaide dünün haberi gibi durmaktadır.

El Kaide hiç bir zaman çöküşte olmadı

El Kaide aslında hiçbir zaman çöküş içerisinde olmadı. Grup 2014 yılında ayrı bir birim olan IŞİD haricinde bütün küresel grupları kontrol altına almıştır. Amerika’nın dikkatinden kaçmış bir şekilde bu gruplar kendi güçlerini toparlamaya devam ediyordu.

El Kaide’nin komutasında Arap yarımadasında 4 bin'den fazla askerinin olduğu düşünülmektedir. Somali’de El Şebab’ın 7 bin'den fazla, Suriye’de Nusra Cephesi'nin ise 20.000’ den fazla askeri olduğu bilinmektedir. Bu rakamların her biri altı yıl önce başlayan bir artışın göstergesidir. Aynı zamanda El Kaide, İslam Mağrib’te milyonlarca dolar fidye kazanmış, Taliban ise pek çok Afgan bölgelerini tekrar kontrol altına almıştır. Aynı zamanda, El Kaide komutasındaki bu büyük gücün kontrolünde olan Horosan olarak bilinen grup, Veziristan’da saldırılarına devam etmektedir.

Mezhepçilik karşı refleks üretiyor 

El Kaide’nin 9/11 olaylarında sadece birkaç yüz üyesi bulunurken, bugün dünya da pek çok güvenli limanı bulunmaktadır. Suriye, Yemen ve diğer birçok etkin olduğu topraklarda iç isyanlara ve daha geniş jeopolitik çatışmalara katılarak gücünü arttırmaya devam etmektedir. IŞİD ve müttefiklerinin yaptıkları vahşiliğe kıyasla El Kaide’nin bu çatışmalarda daha ılımlı davrandığına dair düşünceler hala devam etmektedir.

Bu düşüncenin doğru olmadığını ve bu grupların ne ılımlı ne de bizim dostlarımız olduğunu söylemek mümkün olmadığı gibi onlara bu şekilde muamele etmemiz de doğru değildir. Fakat maalesef pek çok Ortadoğu gücü bölgedeki mezhepçiliği körükleyerek rakipleri üzerinde üstünlük kazanmayı umuyorlardı. Ancak bu durumdan tek fayda kazanan El Kaide gibi radikal gruplar olmuşlardır. Bu ülkeler petrol çatışmalarını durdurmalı ve bu durumu sonlandırmak için elinden gelen her şeyi yapmalılardır. Aynı şekilde Batı, bu süreç içerisinde her türlü yardımda bulunmalıdır.

Aynı hataya bir daha düşülmemeli

Her şeyden önce El Kaide’nin etkisiz bir güç olarak görülmesi düşüncesinden kaçınmamız gerekmektedir. 11 Eylül olayları olmadan önce ben ve hukuk-istihbaratta çalışan bir iş arkadaşımla birlikte Clinton ve Bush yönetimlerini bu tehlikeye karşı uyarmaya çalıştığımızı çok iyi hatırlamaktayım. Hatta 2000 yılında Amerikan gemisi olan Cole’yi (USS COLE) bombalamasının ardından 17 Amerikan askerinin öldürüldüğü çirkin saldırı da dahil olmak üzere Amerikan hükümeti El Kaide’ye karşı bir önlem almamıştır. Bu durumun neticesi 9/11 olaylarında kötü bir katliam olarak bize dönmüştür ve bir daha aynı hataya düşmememiz gerekmektedir.

Kaynak: The Daily Beast
Tercüme: Mepa News


“Fikir-Yorum” kategorisinde yayımlanan makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.