"Doğu Afrika'dayız ancak gözlerimiz El Aksa'da"

"Doğu Afrika'dayız ancak gözlerimiz El Aksa'da"

ABD Başkanı Trump'ın gündeme bomba gibi düşen Kudüs açıklaması hakkında bir açıklama da Eş Şebab Hareketi'nden geldi.
Mepa Haber Merkezi
El Kaide'nin Doğu Afrika kolu olan Eş Şebab Hareketi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs kararı hakkında açıklama yayımladı. 'Buluşma yeri Beytu'l Makdis' başlığı ile servis edilen açıklamada "Mescid-i Aksa'yı kurtarmanın gerçekçi ve tek çözümü hidayet eden bir kitap ve destekleyen bir kılıç ile genel bir silahlanma çağrısı yaparak Allah yolunda savaşmaktır. " ifadeleri kullanıldı. 

Kudüs probleminin çözümüne yönelik "Mesele ne imkansızdır ne de ona ulaşması zordur bilakis bu Allah’ın kitabında ve Rasulü’nün (s.a.v.) sünnetinde vaat edilmiştir." ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, İsrail ile yapılan barışçıl müzakerelerin sonuca ulaşmayacağı vurgulandı.

Açıklama Kur'an ve İslam peygamberi Hz. Muhammet'ten şu alıntılarla başladı:

"Hamd, Kerim olan Kitabında şöyle diyen Allah’a aittir: "Biz kitapta İsrailoğullarına şu hükmü de bildirdik: ‘Siz ülkede iki defa fesat çıkaracak ve açık zorbalıklar yapacaksınız. Onlardan birincisinin vadesi geldiğinde, kuvvet ve şiddet sahibi olan kullarımızı sizin üzerinize musallat ederiz. Onlar sizi yakalayabilmek için evlerin aralarına bile girerek her tarafı didik didik edip araştırırlar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdür. Bunun ardından sizleri onlara galip getireceğiz, mallar ve çocuklarla size yardım edecek ve savaşçılarınızın sayısını arttıracağız. İyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz, onu da kendi aleyhinize işlemiş olursunuz. Derken, sonraki taşkınlığınızın vakti geldiğinde, kederinizden suratlarınız asılsın, daha önce girdikleri gibi yine Mescide girsinler ve ele geçirdiklerini mahvetsinler diye başınıza düşmanlarınızı musallat edeceğiz." [İsra/6-7]

Salat ve selam Nebilerin sonuncusu olan ve İmam Müslim’in Sahih’inde Ebu Hurayra’dan nakille şöyle dediğini naklettiği Allah’ın Rasulü’ne olsun: "Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyamet kopmayacaktır. O harpte Müslümanlar Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; 'Ey Müslüman, Ey Allah'ın kulu, şu arkamdaki Yahudi’dir, hemen gel de öldür onu!' diye haber verecektir. Sadece Garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır." Ve selam onun ailesi ile ashabına ve onun sünneti ile hidayetini kıyamet gününe kadar takip edenlere olsun."


Müslümanların Kudüs'ü ancak savaşarak ele geçirilebileceğinin ileri sürüldüğü açıklamada, İsrail ile yapılan müzakereler sert sözlerle eleştirildi:

"Ne Kara Saray’ın aptalı Trump’ın konuşmasına ve Müslüman Kudüs’ü Siyon’un çocuklarının başkenti olarak ilan etmesine şaşırdık. Çünkü bu onların Müslümanları aşağılamada ve onların kutsal mekanlarına hakaret etmedeki alışkanlıkları ve yollarıdır. 

Maalesef, Beyt’ul Makdis şimdilerde düşmanlığın ve işgalin adımları altında altında inliyor, her gün Yahudilerden necislerin adımlarıyla kirleniyor. Mazlumun çığlıkları, ara sıra şeref ile parlayan bir bıçak ve araç saldırıları dışında, yalnızca onları caydırmak ve durdurmak için yükseliyor. Uzun yıllar geçti ve hiçbir şey değişmedi ve keder, Müslüman ümmeti uyandırmadı. 

Hüccet açık hale gelmiştir ve mücahidlerin, şeriat ve Beyt’ul Makdis’i kurtarmanın gerçekçi ve tek çözümü olan din ile Nebi’nin (s.a.v.) hayatına yönelik bilgisi, hidayet eden bir kitap ve destekleyen bir kılıç ile genel bir silahlanma çağrısı yaparak Allah yolunda savaşmaktır. Bu, geçmişte fatih Selahaddin Eyyubi’nin onu Haçlıların ellerinden fethetmesine olanak sağlayan çözümdür. Mesele ne imkansızdır ne de ona ulaşması zordur bilakis bu Allah’ın kitabında ve Rasulü’nün (s.a.v.) sünnetinde vaat edilmiştir.

İbn Ömer, Rasulullah’ın (s.a.v.) şöyle söylediğini duydu: "İyne ile alışveriş yaptığınızda, ineklerin kuyruklarına yapışıp ziraate razı olduğunuzda ve cihadı terk ettiğinizde Allah sizin üzerinize dininize dönünceye kadar kaldırmayacağı bir zillet musallat eder." (Ebu Davud rivayet etti)

Barışçıl müzakereler ve kötü niyetli odakların ara buluculuğu altında müzakere masalarındaki acılı arayışlar ve Nebi’mizin (s.a.v.) karşısında askerlerin gücüyle duranları dost edinmek; sonucu dünyayı ve ahireti kaybetmek olan yasaklanmış metotlardır."


Şebab örgütü açıklamasında "El-Aksa’nın avlusuna tozlu ayaklarımızla adım atmadıkça ne dinleneceğiz ne de yavaşlayacağız." ifadelerine yer verirken, Müslümanlara savaş çağrısı yaptı:

"Bugün kelimelerimizi bir bütün olarak İslam ümmetine, onun tüm çocuklarının omuzlarında bulunan yükün büyüklüğünü ona hatırlatmak için yöneltiyoruz. O ki, el-Aksa’yı ve Beyt’ul Makdis’i nefis ve mal ile desteklemektir.

İşte sizin mücahid evlatlarınız, dinini desteklemek isteyen ve Müslümanların mübarek mekanlarını eski haline getirmek isteyen her sadık kişiye ellerini uzatıyor. Onlar, savaş eğitimi ve hazırlık kampları için ve Müslüman’ın bugün İslam’ın düşmanlarıyla savaşmak uğruna ihtiyacı olan tüm şeyler için çabalar gösterdiler. Öyleyse geride kalan için bir mazeret kalmamıştır. Cihadın kapıları birçoktur ve cepheler çeşitlidir, İslam topraklarının tümüne yayılmıştır; Allah’a yemin olsun ki, Doğu Afrika’da cihad ediyoruz ve gözlerimiz Beyt’ul Makdis’tedir. Bu, bizim siperlerin gerisinde kalan kardeşlerimize olan ahdimizdir. El-Aksa’nın avlusuna tozlu ayaklarımızla adım atmadıkça ve kutlama ile fetih içinde ‘Allahu ekber’ diye bağırmadıkça ne dinleneceğiz ne de yavaşlayacağız. Sonrasında Romalı köpekler ve Yahudi maymunlar bilecekler ki, bizler sahabenin torunlarıyız ve biz ne ahdimizi unuturuz ne de şehadetten veya zaferden başka bir şeye razı oluruz.

Beyt’ul Makdis mücahidlerin kıblesidir ve onlar Allah fetih ile başarıya müsaade edinceye kadar ondan ne yüz çevirecekler ne de onu ucuz bir değere satacaklar. Bu sözdür ve bundan sonra biz, Müslümanlar bunu gözleriyle bir gerçek olarak görünceye kadar veya bu olmadan biz ölünceye kadar ne yorulacağız ne de duracağız.

Ebu Davud; kitabında Muaz bin Cebel’in, Rasulullah’ın (s.a.v.) şöyle dediğini nakleder: "Kudüs’ün imar edilmesi Medine’nin harabına, Medine’nin harabı Kostantiniyye’nin fethine, Kostantiniyye’nin fethi Deccal’ın çıkmasına bir alamettir." 

Bu sadık vaade ulaşma yolunu kazananlara ne mutlu ve geride kalıp kendisine zulmedenler ne acınası. 

Ey Allah’ım! Hristiyanlar ve Yahudiler yeryüzünde haksız bir şekilde kibirlendiler; onların sonunu Firavun, Haman ve orduları gibi kıl ve bizi el-Aksa ile Beyt’ul Makdis’in fethedilmesine yardımda kullan, ey Aziz ve Kaviyy olan!"


ABD Başkanı Trump, 6 Aralık'ta düzenlediği basın toplantısında, BM  Güvenlik Konseyinin 1980 yılında İsrail'in Doğu Kudüs'ü ilhak ederek başkent ilan  etmesini geçersiz sayan 478 sayılı kararına rağmen, "Kudüs'ü resmen İsrail'in  başkenti olarak tanıma zamanı geldi." ifadesini kullanmıştı.

Kaynak: Mepa News