Trump'ın 'terör' stratejisi: Sivilleri vur, ülkeni koru

Trump'ın 'terör' stratejisi: Sivilleri vur, ülkeni koru

Yemen'de ABD'nin gerçekleştirdiği saldırıda ölenlerin çoğunluğunu siviller oluşturuyor. Bu Trump'ın 'terörle mücadele' yöntemini özetler nitelikte.
Mepa Haber Merkezi
ABD'nin yeni başkanı Donald Trump aldığı kararlarla tüm dünyada gündem olmayı sürdürürken, bu kararlar doğrultusunda adımlar atmaya da başlamış vaziyette. Yaklaşık bir buçuk yıl önce, henüz ABD başkanı sıfatını kazanmamış bir emlak milyarderi ve başkan adayıyken Trump, katıldığı programlarda sorulara verdiği cevaplarla dikkatleri toplamayı başarmıştı. Katıldığı bir programda Donald Trump "IŞİD'e ve diğer teröristlere karşı mücadelede teröristlerin ailelerinin de hedef alınabileceğini" ifade etmişti. "Kendi hayatlarını umursamıyorlarsa ailelerini hedef almalısınız" sözlerini kullanan Donald Trump tepki toplamıştı.

ABD'nin yeterli bombardıman yapmadığını, işkencenin etkili bir silah olarak kullanılması gerektiğini, 'teröristlere' karşı taktik nükleer silah kullanılabileceğini belirten Trump'a "pervasız bir strateji ile akıllı bir strateji arasında fark var, sivil ölümleri terörist grupları yok etmeyecek ve ABD'nin dünyadaki liderlik imajını zedeleyecektir" benzeri eleştiriler yöneltilmişti. ABD ve Batı kamuoyundaki rahatızlığın sebebinin, Obama'nın 'sessizce öldürme' politikasının aksine Trump'ın çok sesli ve üst perdeden bir savaş yürütme politikasını benimsemesi olduğu ifade ediliyor.

Trump'ın politikası, görev süresinin başladığı ilk günlerde kendisini Yemen'de ortaya çıkardı. Yemen'de düzenlenen saldırıda 'teröristlerin ailelerinden ve çocuklarından' onlarcası öldürüldü. Üstelik bu ölümler insansız hava araçlarıyla değil, yakın mesafeden ateşlenen piyade tüfekleriyle gerçekleşti.

"Yaşanan şey bir katliamdı"

Elektrik ve çeken bir telefon olmadan, Yakla'daki birçok köylü erkenden uyur ve çiftliklerine gitmeden evvel sabah namazlarını kılmak üzere uyanırlar.

Pazar gününün erken saatlerinde, 29 Ocak'ta, bu rutin parça parça edildi. Yeni ABD başkanı Donald Trump tarafından emredilen ilk askeri operasyonda insansız hava araçları ve helikopterler merkezden uzak yerleşim yerine baskın yaptı, üzerine füzeler ve ABD komandoları yağdırdı.

ABD güçlerinin hedeflerini ıskaladığı bildirildi: El Kaide'nin bilinen bir kalesinde saklandığını söyledikleri Arap Yarımadası El Kaidesi lideri Kasım Er Rîmi...


ABD'nin hedefindeki isim: Arap Yarımadası El Kaidesi lideri Kasım Er Rîmi...

Fakat, bazı ABD yetkililerinin felaket seviyesinde yanlış gittiğini doğruladığı operasyonun neticesinde Kasım Er Rîmi'den başka birçok kişi hayatını kaybetti: ABD vatandaşı olan 8 yaşındaki bir kız çocuğu ile birlikte 25 sivil ve bir ABD komandosu...

Kasım Er Rîmi baskından sonra 14 El Kaide mensubunun öldüğünü ifade etti, bu da köyün Arap Yarımadası El Kaidesi ile bağlantılı olduğunu doğrular görünüyordu. Ancak köylüler herhangi bir bağ bulunduğu iddialarını yalanlayarak Pazar günü yaşanan şeyin bir katliam olduğunu ifade ettiler.

"Ailelerimizi savunmak için silaha sarıldık"

Yakla, Yemen'in merkezden uzak ve tehlikeli Beyda eyaletinde. Middle East Eye, bölgeyi ziyaret eden üçüncü kişiler aracılığıyla bölge sakinleriyle röportajlar gerçekleştirdi.

Gelecekte olası bir başka saldırıda hedef alınma korkusundan dolayı kimliğinin gizli kalması koşuluyla röportaj veren bir köylü "gece 2.30'da insansız hava araçlarının uğultusunu duyduk. Bu bizler için yeni bir şey değil, uyandık ve akıbetimizi beklemeye koyulduk. Korkunç gecenin başlangıcı böyleydi. İnsansız hava araçlarından sonra başımızın üzerinde uçan helikopterlerin sesini duyduk. O zaman kabiledekiler silahlarını alıp saldıran güçlerle yüzleşmek için gitmeye karar verdi" şeklinde konuştu.

Köylüye göre kabile üyeleri, ABD kuvvetlerine karşı koymak için şahsi tüfeklerini ellerine aldı. Yemen gibi dünyanın en çok silahlanmış ülkelerinden birinde bu şahsi silahlar, makineli tüfekler ve piyade tüfeklerini de ihtiva etmekte.

Köylü, ABD güçlerinin sivilleri kasten hedef aldığını söyledi. Bu suçlama ABD tarafından yalanlanmıştı. Sözlerini şöyle sürdürdü: "Gece 3'te onlarca komando helikopterlerden indi, sivillerin evlerini basmaya ve içerdekileri kadınlarla çocuklar da dahil olmak üzere öldürmeye başladı."

Köy sakini, bölgeye gelen 2 ABD hava aracından birinin yok edildiğini ifade etti. ABD, bir V-22 Osprey helikopter uçağının baskın sırasında motor arızası sebebiyle düştüğünü, daha sonra "düşmanın eline geçmemesi için hava bombardımanıyla yok edildiğini" açıklasa da düşürülme hadisesi doğrulanmadı.

Bölge sakinlerine göre ABD güçleri Yakla'daki evlere baskın düzenledikten sonra insansız hava araçları üç binayı bombalayıp yıktı, diğer binalara ise hasar verdi.

Köy sakini sözlerine devam etti: "O gece hepimiz öleceğimizi düşündük. Ailemden kimse ölmediği için şanslıyım ancak günahı olmadan öldürülen komşularımı görmek çok üzücü."

"İnsanlığa karşı işlenen bu suçun soruşturulmasını" isteyen köy sakinleri, hayatta kalan diğer köylülerin bir başka saldırı sonucu öldürülmesinden endişe ediyor. Yakla sakinleri yeni bir baskın korkusuyla yaşamlarına devam ediyor.






Yemen'deki baskının sonrasından görüntüler...

"Öldürülenlerin El Kaide ile bağı yok"

ABD kaynakları istihbaratın; Yakla'nın önceden hazırlanmış tahkimat ile müdafaa edildiğini, bölgede makineli tüfek yuvaları olduğunu ve bölgenin mayın tarlaları ile çevrildiğini gösterdiğini belirtiyor. Obama'nın bu baskını uygulama safhasına geçirmeme kararının sebebi olarak da bu faktörler gösteriliyor.


Bölgede Halk Direniş gücünün etkinlik gösterdiği biliniyor.

Yakla'nın, Husilere karşı mücadele eden Halk Direniş güçlerine ev sahipliği yaptığı biliniyordu. Yakla'ya yakın Radaa bölgesinden bir yetkili olan Nasır Es Sanne çatışmada öldürülen ve El Kaide lideri olduğu iddia edilen üç ismin El Kaide ile hiçbir bağının bulunmadığını ifade etti. Bölgeden yetkililer ve bölge sakinleri, ABD'nin El Kaide liderlerinden olduklarını iddia ettiği Seyf El Cevfi, Abdurrauf Zeheb ve Sultan Zeheb'in kabile liderlerinden olduklarını ve El Kaide ile ilgilerinin bulunmadığını belirtti.

"Öldürülen çocuklardan biri 3 aylık"

Nasır Es Sanne öldürülen çocuklardan bazılarını saydı: 11 yaşındaki Ahmed Abdulilah Zeheb, 13 yaşındaki Nasır Abdullah Zeheb, 6 yaşındaki Mirsal Abdurrabbu Emiri, üç aylık Esma Fahd Emiri, 16 yaşındaki Abdullah Ahmed Zubah ve 6 yaşındaki Nevvar El Evlaki...

"Enver El Evlaki'nin üvey kardeşi ve kızı da öldürülenler arasında"

Saldırıda Zeheb ailesi ile birlikte birkaç başka ailenin özellikle hedef alındığı ifade edildi. Zeheb ailesinden iki kardeş geçtiğimiz yıllarda El Kaide bağlantıları nedeniyle insansız hava saldırılarında öldürülmüştü.

Saldırıda öldürülen ve El Kaide liderlerinden olduğu iddia edilen Abdurrauf Zeheb'in, Beyda eyaletini Husilerden ele geçirmek için mücadele eden bir Halk Direniş gücü lideri olduğu bilinmekteydi. Abdurrauf, 4 sene önce ABD'nin "El Kaide liderlerinden olduğu" suçlamasına şöyle cevap vermişti: "Ben de Yemenli diğer şeyhler gibi bir şeyhim. El Kaide mensubu yahut saha komutanı olduğuma dair tüm suçlamalar yalan."
Abdurrauf'un 4 yıl önceki konuşması şöyle:

Nasır Es Sanne "tüm Radaa Abdurrauf'u tanıyor, onun El Kaide ile herhangi bir eyleme dahil olduğunu duymadık. O Enver El Evlaki'nin üvey kardeşiydi" ifadelerini kullandı.

Enver El Evlaki 2011 yılında ABD'nin bir insansız hava aracı saldırısında öldürülmüştü.


2011 yılında insansız hava aracı saldırısında öldürülen Enver El Evlaki...

Bölge sakinleri Zeheb'in hükümet yanlısı güçlerin bölgedeki müttefiki ve Beyda'da Husilere karşı savaşan en cesur savaşçılardan olduğunu söyledi. Saldırının yegane amacının Trump'ın kendisini daha kuvvetli gösterme isteği olduğunu dillendiren bölge sakinlerinden biri şu kelimeleri kullandı: "ABD başkanı kendisinin dünyanın en güçlüsü olduğunu düşünüyor. Ancak ben diyorum ki bizim Allah'a dualarımız ondan daha güçlüdür. Ve Allah bizler gibi zayıf ve güçsüz insanlara yardım edecektir."

Kaynak: Mepa News