"İsrail'e karşı direniş söylemi İran ve Hizbullah'ın Sünnilere karşı savaşına bir kılıf"

"İsrail'e karşı direniş söylemi İran ve Hizbullah'ın Sünnilere karşı savaşına bir kılıf"

Suriye-Filistin asıllı filozof Ahmed Berkavi kaleme aldığı köşe yazısında İran ve Hizbullah ekseninin Sünnilere karşı bir din savaşı yürüttüğünü ifade etti.
Mepa Haber Merkezi
Birleşik Arap Emirlikleri merkezli el Beyan'da yayınlanan bir makalesinde, Suriye-Filistin asıllı bir filozof olan ve Şam Üniversitesi Felsefe Fakültesi eski dekanı olan Ahmed Berkavi, İran ve Hizbullah'ı ağır şekilde eleştirdi. Berkavi İran ve Hizbullah'ı İsrail'e karşı direniş kisvesi altında Sünnilere karşı savaş yürütmekle suçlarken Sünni Arapların da bu tuzağa düşmesini eleştirdi. Berkavi'ye göre söz konusu "direniş ekseninin" mukavemet söylemi, Filistin meselesine karşı ilgiyi de azaltıyor. The Middle East Media Research Institute (MEMRI)'nin bu makaleden yaptığı alıntılarla hazırladığı haber Mepa News okurları için Türkçeleştirildi. Söz konusu makaleden bazı alıntılar şu şekilde:

(Not: Köşeli parantezler çevirmene aittir.)


Ahmed Berkavi

"Herhangi birisi Hizbullah'ı -Lübnan'daki mezhepçi partilerden birisi olan- ne zaman eleştirse, belli yazarlar yerinden zıplıyor ve şöyle söylüyor: ama Hizbullah İsrail'in düşmanı ve düirenişin sembolü. Bu iddiayı ortaya atanlar şüphesiz ki refleksif bir düşünce yolunu kabullenmiş durumda, çeşitli fenomenleri anlamak ve değerlendirmek ve sonra bunlar hakkında bir fikir oluşturmak için tek bir ölçütü mihenktaşı olarak alıyorlar. Böyle farsetsek bile, argüman olarak, bu iddiada bir doğruluk olduğunu kabul etsek [Hizbullah'ın İsrail'e düşman olduğu konusunda] bu insanlar düşünüyor mu ki İsrail'e karşı düşmanlık Hizbullah'ı desteklemek için yeterli bir sebeptir?"

"Örneğin, [Batı Suriye'deki] Kuseyr şehrinin, Hizbullah'ın ele geçirmesinin ardından şehirden çıkarılan sakinleri, Hizbullah Filistin'i özgürleştirse bile onlardan nefret edecekler. Fikrini kendi trajedisi üzerine bina edecekler, Hizbullah'ın sebep olduğu [trajedi], ki Hizbullah'ın bu mücrim fiilde sorumlu olduğu konusunda haklıdır da. [Aynı şekilde,] 60 bin tutukluyu öldüren tiran Esed rejimini destekleyen Hizbullah, bu kurbanların ailelerinden de mutlak iğrenti ve nefret dışında bir şey alamayacaktır. Hizbullah tarafından katledilen Güney Lübnanlılar -ki aynı Hizbullah [eski Lübnan Başbakanı Refik] Hariri ve [liberal gazeteci ve akademisyen] Samir Kassir ve Lübnan'daki diğerlerinin de katilidir- Hizbullah'ı Lübnan'ın Sünnilerine asla savunmayacaktır. Beyrut'u işgalci bir güç gibi ele alan Hizbullah da Batı Beyrut halkının sevgisini mukavemet sloganlarıyla kazanamayacaktır."


"Bir Husi poster açarak 'İsrail'e ölüm' diyor ve Hudeyde, Aden ve Sana'a şehirlerini işgal ediyor. Öyleyse pratikte Yemen'e yıkımı yayıyorsa 'İSrail'e ölüm' sloganının anlamı ne? Ve Hamas'ın İsrail'e karşı düşmanlık deklerasyonlarındaki ve [Filistin'in] tamamen özgürleştirilmesine desteğindeki nokta ne, pratikte sadece Gazze'yi yaşaması imkansız bir yer haline getiriyorlarsa? İran gibi bir ülkenin İsrail'e karşı düşmanlığını açıklamasındaki ve ardından Arap komşularını, devlet kavramına zıt milisler kullanarak istikrarsızlaştırma politikasını izleyerek çakma devrimini ihraç etmesindeki mana ne?"

"Bağımsızlık, özgürleşim, istikrar ve adalet ilkeleri ayrılamaz, ve bir insanın onurlu yaşama hakkı fikri de öyle. Eğer Filistin halkını ve bağımsızlığını destekliyorsanız, bu demek olur ki Suriye halkının bağımsızlık, özgürleşim ve onur için soylu mücadelesini de desteklemeniz gerekir. İsrail'e karşı düşmanlığınız varsa, bu Yemen, Irak ve Suriye'yi mezhepçi milis güçlere ve müttefiklerine karşı destekleyeceğiniz anlamına gelir. İsrail'e karşıysanız, bir diğer ülkedeki terörü destekleyemezsiniz."

"Gerçek şu ki, İsrail'e düşmanlığın başkalarına zarar vermek için bir slogana dönüştürülmesi kınanması gereken bir hareket tarzı, ve sadece siyasi olarak değil. Bu açık bir şekilde ahlaksızca. Dahası, bunun Filistin meselesine etkisi de çok olumsuz, zira ahlaken kusurlu [bu yaklaşım] Filistinle ilişkili herhangi bir söyleme karşı bir tür tiksinti yaratıyor, ve ciddiyetiyle kamu nezdindeki farkındalığını kaybetmesine sebep olabiliyor."