Gelecek Vadeden Kıta: Afrika

Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM)

73 Sayfa

Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle devlet dışı aktörlerin etkin olduğu siyasi şiddet olaylarının üzerindeki vurgu Afrika’yı sıklıkla dünya gündemine taşımaktadır. Bunun yanı sıra kıtlık, askeri darbeler, korsanlık, istikrarsız devlet kurumları gibi birçok olumsuz faaliyetle kıta eşleştirilir hale gelmiştir. Oysa Afrika ülkeleri büyüyen ekonomisi, insan kaynağı, stratejik konumu, doğal kaynaklarıyla kalkınma potansiyelini içinde barındıran ve başka ülkeleri de birçok alanda işbirliği yaparak gelişmeye davet eden özellikleriyle de tanınmayı hak etmektedir. Nitekim enerji kaynaklarına ve değerli madenlere ev sahipliği yapan, dünyanın en hızlı büyüyen on ekonomisinden altısını barındıran, stratejik deniz yollarının kesişiminde konumlanan kıta başta Avrupa ülkeleri, BRIC, ABD ve Çin olmak üzere birçok küresel aktörün ilgi odağıdır.  

Osmanlı devletinden itibaren Afrika’nın kuzeyinden güneyine birçok ülkesi ile tarihi bağı bulunan Türkiye’nin de kıta ülkeleriyle ilişkileri hiçbir zaman tamamen kesintiye uğramamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasında durağanlaşan ilişkiler zaman zaman sağlamlaştırılmaya çalışılmıştır. Türkiye’nin uluslararası sahada etkinliğini artırması, ekonomisinin güçlenmesine paralel olarak Afrika ile olan diplomatik ve insani ilişkileri de yoğunlaşmıştır. Özellikle 2005 yılı Afrika Açılımı ile Türkiye kamuoyunda bilinirliği artan kıta ile ilişkilerin Somali krizi örneğinde olduğu gibi insani boyutu da ön plana çıkmış ve sivil toplum kuruluşlarının rolü vurgulanmıştır.

Türkiye’nin dış politika stratejisini değerlendiren Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM) tarafından hazırlanan rapor, 13 Kasım 2015 tarihinde düzenlenen 24. Bilge Adamlar Kurulu toplantısında değerlendirilmiş, Kurul üyelerinin görüş ve önerileri doğrultusunda gözden geçirilerek yayına hazırlanmıştır. Rapor ilk olarak Afrika’nın dünya politikasında ve ekonomisinde yeri değerlendirilmiş, ardından Türkiye ile kıta ülkeleri arasındaki siyasi ve iktisadi ilişkiler zayıf ve güçlü yönleri vurgulanarak incelenmiştir. Ayrıca çalışmada dış yardımlar yoluyla kıta ülkeleri ile kurulan veya güçlendirilen bağlar ele alınmıştır.