Post-Modern İstihbarat

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi - Doç. Dr. Sait Yılmaz

20 Sayfa
"Soğuk Savaş istihbaratı, devlet istihbaratı üzerine kurulmuştu; insan ve teknik istihbarat vasıtaları kullanılarak gizli bilgilere ulaşılacaktı. Bugün ise istihbaratın pek çok işlevi (toplama, analiz, örtülü operasyonlar vs.) devlet dışı aktörlerin (özel şirketler, hackerlar, vekil gruplar) uzmanlığına bırakılırken, ihtiyaç duyulan bilginin %95’i açık kaynaklardan toplanabilir."

21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü'nden Doç. Dr. Sait Yılmaz Post-Modern dönemde istihbarat kuruluşlarının çalışma şekilleri ve elde edilen bilginin işlenme sürecinde ortaya çıkan yenilikleri değerlendirdiği yeni bir rapor hazırladı. Soğuk Savaş dönemindeki devlet istihbaratı ile günümüzdeki istihbarat anlayışı arasındaki farklılıkları ele alan Yılmaz çarpıcı sonuçlara ulaşıyor:

"Üstelik çığ gibi artan bilgi akışı, istihbarat teşkillerini aşırı yükleme nedeniyle bunaltmaya başlamıştır. Verinin bu kadar çok olması yanında hikâyesinin olmaması istihbaratçıları bu devasa bilgi yığını içinde veri madenciliği ve diğer bilgi işleme süreçlerine zorluyor. Soğuk Savaş döneminde istihbarat; hedefin ‘ne yaptığına dair’ elde edilmiş olan ‘gerçek–teknik uyarılar’a dayanırdı. Belirsizliğin daha fazla olduğu, bilgilerin daha hassas analiz edildiği yeni dönemde ise istihbaratın odak noktası, sübjektif ve ana amacın hedefin nerede, neden ve ne zaman bir kriz çıkarabileceğine dair ‘muhtemel–politik uyarılar’ oldu. Gerçek istihbarat, gelecek hakkındadır ve ilerideki bir zamanda ne olacağı ile ilgilidir. Geleceğin istihbaratında sadece kurumlar ve yöntemler değil, özel ve bürokratik karakterdeki konseptler de değişecektir. İstihbaratın çok daha fazla kullanılması ve entegre edilmesi ile istihbarat sosyal hayatın her sektörüne daha fazla yaygınlaşacak ama artan ölçüde farklı, caydırıcı ve tanımlanması zor hale gelecektir. Kısaca, istihbarat hem dönüşüme uğrayacak, hem de yapılanların istihbarat çalışması olduğunu söylemek zorlaşacaktır. Soğuk Savaş’ta strateji çok fazla istihbarata bağlı idi ve istihbarat teşkilatı Fordist yöntem ile çalışan bir istihbarat fabrikası idi. Bugün ise eyleme geçilebilir istihbarata bağlı, çünkü hedefiniz caydırmak değil, önlemek. Bu yüzden; teröristlerin, potansiyel rakiplerin içine, eğilimlerine ve kabiliyetlerine nüfuz etmek zorundayız. İstihbarat artık bir süreç değil, bir savaş oldu. Öte yandan, istihbarat gittikçe Modernist kuramın odağı olan devlet’in işlevi olmaktan uzaklaşıyor, özelleşiyor, devlet dışı aktörlerin istihbarat fonksiyonlarındaki konumu geri dönülmez bir biçimde artıyor." 

Yılmaz'a göre istihbarat örgütleri sürekli bir değişim ve arayış içinde yeni teknolojilere adapte olurken öncelikli olarak "kimleri izlemekle yükümlüyüz" sorusunun cevabını aramaktadır:

"Tarihçilere göre 20. yüzyıl ‘istihbarat yüzyılı’ idi. Birçok devlet istihbarat ihtiyacı için resmi kurumlar teşkil etti ve birbirlerine karşı casusluk yaptı. 20. yüzyıl teknolojisi bize istihbarat vasıtası olarak telsiz, radar, katı halli elektronikler, uydular, bilgisayar ve internet kazandırdı. Bugün, Modern kurumlar silikleşirken; güç, gittikçe devlet dışı aktörlere (NGOs, terör örgütleri vb.) kaymaktadır. İstihbarat örgütleri sürekli bir değişim ve arayış içinde bir yandan yeni teknolojilere adapte olurken, diğer yandan yeni yüzler edinmektedirler. Öte yandan çok yakın geleceği öngörmek bile oldukça zorlaşmış, ortam kadar kimlikler de bulanıklaşmıştır. Terör çağında istihbarat servisleri ‘kimleri izlemekle yükümlüyüz’ sorusunun cevabını aramaktadır."